Reviews A-Z - Oyun inceleme-Tanıtım - Blogcu - Sayfa 3



Guitar Hero 3: Legends of Rock

6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z

Guitar Hero 3: Legends of Rock

Yapamıyorum. Tüm gece boyunca çalışsam bile, bir sonraki zor seviyeye geçmek Guitar Hero’da sonsuza kadar başaramayacağım bir şey. Bir tuşa daha, tuşlara daha da hızlı basıyorum. Vasat bir rock grubundaki pek çok gitaristle aynı, başarılılar ama rüyalardaki sahne şarkısının ilk notalarını bile hiçbir zaman doğru çıkaramazlar. İyi yönü: canımı sıkmıyor. Hem de hiç sıkmıyor. Bir soloyu berbat etsem de umurumda değil çünkü nakaratı büyük bir aşkla söyledim, yıldız gücünü yanlışlıkla etkinleştirdim veya (kelimenin tam anlamıyla) parmaklarım ağrıyana kadar motifi çalıştım. Hiç önemli değil çünkü Guitar Hero en iyi oyun prensiplerinden birini, eğlenceyi esas alıyor.

Oyunun fanatikleri bu oyun prensibinin tehlikeye düşeceği korkusuna kapıldılar. Bir yandan kutsal Guitar Hero gitarının Neversoft’a devredilmesi kalitede düşüşe neden olabilirdi, öte yandan oldukça zayıf güya ek Guitar Hero Rocks the 80s sürümünün ardından Harmonix’te oyunu asıl geliştiren kişilerin bu oyunla artık o kadar tutkulu ilgilenmedikleri ortaya çıkmıştı. Neversoft’un kendini kanıtlaması ve aynı yenilikçilik, denenmiş test edilmiş öğelerin karışımını sunması ve hoşa gitmeyen ya da sıkıcı şeylerden kaçınması gerekiyordu. Zor bir görev.

 

Çoktan hazır: Neversoft ev ödevini iyi yapmış. Guitar Hero 3: Legends of Rock’ın girişi hemen tanıdık geliyor. Komik estetikler korunmuş ve hatta biraz genişletilmiş. Tanıdık karakterler de hala aramızda: Balta savuran duayen Axel Steele’nin yanı sıra black metal canavarı Lars Ümlaut. Sahneyi süslemek için yeni öteki benliğiniz için seçebileceğiniz birkaç karakter daha bulunuyor. Bu stereotipler hala özel nitelikleri veya belirli kabiliyetleri olan sanal el kuklaları – bu gelecekte bir ihtimal olabilir. Karakterlerin gitar çalma şeklini etkileyen, kendine özgü davranışlarıyla oyuna biraz bireysellik katın.

 

Career (Kariyer) modunu da denetim ve test ettim: Önceki versiyonlarda olduğu gibi bir grup kuruluyor, bir ad veriliyor ve şöhrete taşınıyor. Öncelikle arka bahçeler ve zemin kat kulüplerinde çalışılıyor, ardından ilk vido ve son olarak cesur dörtlüyü kimse tutamaz. Dört şarkılık setin ardından, dört yeni şarkıyla bir sonraki sahnenin süslenmesi gerekiyor. İyi bir performansla kalabalığı çıldırtırsanız, ücretinizi alırsınız; ne kadar iyi çalarsanız, elbise, karakter veya hatta yeni şarkılar satın almak için o kadar mangır. Ancak kariyerinizde ilerlemeniz sadece şarkıları başarılı bir şekilde tamamlamaya bağlı değil. Rock nirvanasına giden yolda üç finalist rakibiniz var. Gitar duellosunda öncelikle Rage Against the Machine grubundan Tom Morello’yu ardından Guns’n’Roses grubundan Slash’i ve son olarak Darkness’tan Prince’i yenmeniz gerekiyor.

 

Özellikle devlerin bu savaşları çok zor – belirli bir seviyeden çok daha zor. Notalara doğru basmak ve rakibe diz çöktürmek için pratik yapmak gerekiyor. Şanslısınız ki doğru notaya bastığınızda aldığınız bazı aksesuarlar işe yarıyor. Şarkılardaki yıldız gücüyle aynı şekilde tetikleniyor: gitarı yukarı çekin ve rakip daha yüksek zorlukta çalar, kısa bir süre belirli bir tuşa basamaz ve seste titreklik olur. Maalesef bu her iki yönde geçerli ve özellikle Horned One çok aşırı zor.

 

Ayrıca, insan rakiplerin gitarlarının boyunlarını ayrı odalarda parlattığı online mod bulunuyor veya arkadaş çevrenizde alt tuşta kimin en maharetli olduğu görmek için arkadaş kodlarını da kullanabilirsiniz. Arkadaşlarını Wii uyumlu Les Paul’a sahip olduğu sürece, co-op (işbirliği) modunda ek parçalar çalabilirsiniz. Sadece bir gitar varsa, maalesef bu parçalar kullanılamaz. Bunun yanı sıra gelecekte online olarak daha fazla şarkı satılması bekleniyor.
MK
 
 
Sonuç
Gerçek şu ki Guitar Hero üçüncü versiyonda da sarsıyor. Verilen gitar güçlü ve son derece sağlam, hatta Gibson onaylı bir Les Paul. Sadece Wiimote’u takın ve başlayın. Bu kez notalar öncekinden daha ne olarak yerleştirilmiş ve tam zamanlama eskisinden daha önemli. Şarkı listesi klasikler ve The Killers, Slayer, Iron Maiden veya Kaiser Chief’s gibi altı telli müziğin her zevkine hitap eden diğer güzel parçalarla dolu. Orijinal şarkılar arasında, çizgiyi bozmayan birkaç kapak parçası da bulunuyor. Punk marşları “Anarchy in the UK”i kendi elleriyle ölüme gönderen Sex Pistols dışında, ellerini kendi parçalarından çekmeliler. En büyük engel ses, çünkü Wii sadece mono. Bugüne kadar, Activision bu sorunla ilgili resmi bir açıklamada bulunmadı. Ama bu, plastik bir gitarla monitörünüzün önünde komik görünmenin eğlencesini azaltmıyor. Kim bilir, belki de bu kez bir sonraki seviyeye geçebilirim…
Infobox
Üretici RedOctane Oyuncu sayısı 1-2
Yayıncı Activision Önerilen yaş 12+
Tür Geschicklichkeit http://guitarherogame.com/gh3/

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Gothic 3

6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z

Gothic 3

Gothic 3 için 2006 sonunda piyasaya çıktığından beri dört yama - ki bunların ilki tam da oyunun çıktığı ilk günde yayınlandı. Yamaların oyundaki bozukluk ve hataları önemli ölçüde ortadan kaldırması gerekiyordu. Gothic serisini birçok oyun izledi; her bir yeni oyunun eşsiz bir rol oyunu deneyimi sunması bekleniyordu. Önceki oyunlar birçok ödül almıştı ve bunlar şüphesiz Almanya’nın bugüne dek yarattığı en iyi rol oyunlarıydı. Piranha Bytes’deki oyun geliştiricilerinin ünü ilk iki oyunla birlikte Avrupa içinde hızla yayıldı, buna paralel olarak üçüncü oyundan beklentiler de aynı ölçüde artmış oldu.

Neredeyim?

Oyunun başlangıcında, oyuncu isimsiz bir kahramanın Myrtana’ya doğru arkadaşlarıyla birlikte yelken açtığı kısa bir giriş videosu izleme beklentisi içinde. Birkaç maceradan sonra kıl payı ölümden dönerek hayatta kalmayı başardıktan sonra (çoğunlukla oyuncuların önceki sürümlerden tanıdıkları büyücü Xardas sayesinde) sonunda sevgili anavatanlarına, evlerine dönüyorlar. Ancak kahramanları bekleyen kaynayan bir kazan ile yanmayan bir şömine. Çünkü orclar ülkelerini istila ederek kralı devirmiş ve insanları esir almışlar. Ne yazık ki oyunun başlangıcında başka bir bilgi verilmiyor, tanıdık eski dost simalar ve bu oyun serisinin tipik müziği olmasa, insan kendini kaybolmuş hissine kaptırabilir doğrusu.

Myrtana bilinmeyen bir ülke ve oldukça uzun bir süre öyle de kalacak, dünya hakkında bölük pörçük de olsa bilgi edinebilmek ve mevcut durumu kestirebilmek için ise uzun zaman ve sabır gerekecek. Oyunun başlangıcında çoğu şey açık: Kral kayıp, orclar yönetimi ele geçirmiş ve kahramanı yüce bir görev bekliyor. Artık, gotik tarihini yazmanın zamanı!

Uzun bir yol

Daha önce Oblivion oynadıysanız, Gothic 3’ün önceki oyunlarını tanımıyorsanız, oyun size Oblivion’un daha bir basit şekli olarak görünecektir. Bu aslında oyun için bir eksi değil, çünkü Oblivion’un sonsuz seçenekleri ve öğrenilebilecek yetenekler bazıları için fazlasıyla kafa karıştırıcı olabilir. Gothic 3’te her zaman olduğu gibi yeni yetenekler öğrenebilir, seviye atlayabilir, bitkiler toplayabilir, farklı büyü formülleri ve değişik ilginç araçlar bulabilir ve hatta bir geyik avlayabilir ve akşam yemeği için güzel bir rosto bile pişirebilirsiniz. Bir seviye atlamak size, ileride yeni bir yetenek öğrenmek veya niteliklerinizi artırmak amacıyla kullanabileceğiniz 10 öğrenme puanı sağlıyor. Bunların size, belirli bir para toplamı karşılığında ilave nitelikler verecek veya size bir kabiliyet kazandıracak olan ilgili eğitmen tarafından öğretilmesi gerekmektedir. Hem deneyim puanları hem de para önemli bir rol oynamaktadır, çünkü bazı yetenekleri öğrenebilmek için önce bu puanlardan yeteri miktarda toplamış olmanız gerekiyor.

Başlangıçta büyüleri sadece büyü formülü şeklinde elde etmek mümkün, çünkü gotik harflerle yazılmış olan bedava büyü artık yok. Ancak oyuncu maceranın seyri boyunca farklı şekillerde büyüler öğrenebiliyor. Hangi alanlarda uzmanlaşmak istediğinize kendiniz karar veriyorsunuz: Bir savaşçı mı, bir büyücü mü, kötü bir karakter mi ya da bunların bir bileşimi mi. Rakiplerinizi bir kılıç veya balta ile haklamayı seçseniz bile toplanan puanlar yine de yeteneklerinizi ok ve yay kullanmak üzere güncelleme şansını tanıyor. İstenen karakteri uygun şekilde güncellemek bazen, oyundaki genellikle anlaşılamayan hatalar, tutarsızlıklar ve sürekli tekrarlayan monoton dövüşler nedeniyle uzun zaman alabiliyor.

Buna dövüş mü diyorsunuz?

Gothic 3’ün en zayıf bileşeni dövüş sistemi, özellikle de yakın dövüş. Önceki sürümleri geliştirmek amacıyla, burası sadece fare hareketleriyle sınırlandırılmış ve ilgili sağ ve sol fare tıklama kombinasyonları farklı manevralar yapılabiliyor. Ancak bunlar oynarken yine de pek kullanılmıyor, çünkü kısa süre sonra sadece sol fare tuşunu basılı tutarak hemen hemen her dövüşü kazanabileceğinizin farkına varıyorsunuz. İlk vuruşu yapan oyuncu genellikle üstünlüğü ele geçiriyor ve arka arkaya yumruk atabiliyor, buna karşın karşısındakinin eli armut topluyor, çok seyrek karşılık verme veya kaçma şansı elde edebiliyor. Oyun yayınlandığından beri dört yama çıkarılmış olmasına rağmen, dövüş sisteminin tümü hayal kırıklığı yaratıyor. Düşmanlar genellikle salakça hareket ediyor ve pek kahraman olmaya niyetleri yok, çünkü belirli bir konumdan hiç bir ek çaba harcamadan ok ve yay ile bunları avlamak mümkün.

Kahramanın hareketleri biraz katı da olsa da, tamamen kötü değil. Ancak bir süre sonra monotonlaşan dövüşler gerçekten de sinir bozucu. Seviye arttıkça, rakipler daha becerikli olmuyorlar veya savunma teknikleri gelişmiyor, tek fark daha iyi silahlara sahip oluyorlar ve onları haklamak için sadece birkaç kez daha çok vurmak gerekiyor. Özellikle canavarlar siz üzerlerine kılıcınızı sallayıp durdukça sürekli olarak geriye doğru gidiyorlar, ancak siz geri çekildiğinizde saldırıyorlar. Daha güçlü olan rakiplerin zayıf olanlara oranla daha saldırgan olmalarını da beklememek gerek. İlk yumruğu atan normalde dövüşü kazanıyor ve kılıcıyla daha yukarıdaki bir konumdan dövüşen taraf genellikle avantajlı oluyor.

Sınırlı Alan

Gothic 3 vaat etmiş olduklarını yerine getirmek için çalışıyor ve belirli ölçülerde bunu başarıyor. Oyuncu serbestçe hareket edebiliyor, oyununun seyri doğrusal değil ve sorgulamalar ile görüşmeler oldukça iyi. Ülkeyi bekleyen tehlike açık olsa da bunu gözle görmek pek mümkün değil. Myrtana’nın yerlileri uyuşuk ve birbirinin aynısı bir görüntüye sahipler ve eğer canınız sıkılır da iki oyun karakteri arasındaki konuşmayı dinlemeye karar verirseniz, aslında hiç bir konuları olmadığını ve konuştuklarının anlamsız olduğunu anlayacaksınız. Bazı karakterler birbiriyle kaba bir şekilde konuşmaları, bağırış çağırış içinde birbirlerine bir şeyler anlatmaya çalışmaları yine de eğlenceli oluyor, ancak el, kol, yüz hareketlerinin ve kamera görüntü işlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Konuşmaların seyri, oyun karakterlerinin oyuncuya karşı nasıl davranacakları konusunda belirleyici bir faktör. Eğer birine hakaret ederseniz, genellikle bundan sonra sizinle artık pek ilgilenmiyorlar. Kendilerini kışkırtmadan onlara bir iyilik yaparsanız sizi nezaket ile ödüllendiriyorlar.

Görüş mesafesi çok sınırlı olsa da, Myrtana’nın arka plandaki manzarası çok güzel resmedilmiş. Birçok köy ve şehrin görüntüsü oldukça iyi ve uygun öğeler kullanılarak yaratılmış ve oyuna yakışan bir atmosfer elde edilmiş. Gündüz avlanmaya çıktığınızda, kovaladığınız av siz yaklaştıkça kaçıyor ve çıkan yamalardan biri sayesinde gece gerçekçi olmayan hareketler düzeltilmiş. Avladığınız avı ateşte kızartarak, avın iyileştirme güçlerini artırabiliyorsunuz ve bulduğunuz ya da ele geçirdiğiniz her eşyayı satabiliyor veya stokunuzda süresiz olarak saklayabiliyorsunuz. Bunda bir sınır yok, aynı anda sayısız adet eşya taşıyabilirsiniz. Toplanan bitkiler simya bilgileri kullanılarak iksire dönüştürülebiliyor ve eğer gerekli demircilik veya esnaflık yeteneklerine sahipseniz, silah, duruma göre değerli maden veya alet gibi malzemelere şekil verebiliyor veya bunları yüksek bir fiyatla satabiliyorsunuz.

Takıldı kaldı bu

İlkel dövüş sistemi, salak rakipleri, sayısız görsel hatalar, modası geçmiş teknikleri ve birkaç başka zorluk çıkaran engeli olmasa Gothic 3 iyi bir oyun olacakmış. Örneğin bir ağacın iki dalı arasına ok attığınızda ok buradan geçmiyor, iki dalın arasındaki havada asılı kalıyor. Bu, hedeflediğiniz rakibinizi sevindirebilir tabii ama sizi pek sevindirmez orası kesin. Havada asılı kalan bu okları geri alabiliyorsunuz, bu da tesellisi. Ama düşmanlara fırlatmış olduğunuz okları sonradan toplamanız mümkün değil. Küfelerin ve taşların içinde biten otlar gibi şeyler ve öldürdüğünüz yere yığılan rakipler kısmen nesnelerin içine gömülüyorlar veya evlerin hayalet gibi içinden geçilebilen duvarlarının içinden geçiyorlar; bu gibi hataların dört kez revize edilmiş bir oyunda olmaması gerekiyor. Tam oyunun en heyecanlı yerindeyken, bu küçük hataların birden gelip her şeyi mahvediyor. Gerçekten de çok kötü, oysa oyun ne güzel şeyler vaat ediyordu.

Bunlar oyunda eninde sonunda öyle bir noktaya geliyor ki artık oynama isteğiniz kalmıyor. Yanan bir kılıcı veya bir dönüşüm sözcüğü gibi şeyler ele geçirmek bile artık bu isteksizliği düzeltemiyor. Tek başına oyunun hikayesi ve oyun dünyasında neler olup bittiğini ve sizi oynamaya heveslendirecek şeyleri öğrenme isteği, uzun bir süreç olsa dahi, oyun bunu sizin için pek de kolaylaştırmıyor.
EB
 
 
Sistem 1
Test sistemi: 2.0 GHZ Pentium 4, 1GB Ram ve bir Radeon 9800 Pro
Çözünürlük: 800x600
Detaylar: Düşük
Sistem 2
Test sistemi: 2.8 GHZ Pentium 4, 1GB Ram ve bir Radeon X800 XL
Çözünürlük: 1024x768
Detaylar: Orta seviye
Sistem 3
Test sistemi: Core2Duo 6400, 2GB Ram ve bir GeForce 8800GTX
Çözünürlük: 1280x1024
Detaylar: kullanıcı tanımlı
Keskinliği: 4x
Tüm öncelikler: Yüksek
Sonuç
Oyunun başlangıcında giriş bölümü olmamasına rağmen aksiyon için hevesle bekliyorsunuz. Hemen başta doğrudan sizi zorlayabilecek gibi görünen bir dövüşle karşı karşıya kalıyorsunuz, ancak bu sadece biraz heyecan yaratıyor. Gözlerinizin önünde hayal bile edemeyeceğiniz ve keşfedilmeye hazır bir dünya açılıyor; ancak bilgi eksikliği olmasa, bu maceranın içine dalacaksınız. Yerliler ile ve arkadaşlarınızla konuştuktan sonra artık oynamaya başlayabiliriniz, ancak bu zahmetli bir mücadele olacak. Bir grafik hatası, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen sıkıcı bir dövüş, birbirine benzeyen bir dizi mağara ve tüm bunlar kısa bir süre sonra oyundan sıkılmanıza ve oynama şevkinizin sönmesine neden oluyor. Birkaç ilgi çekici arama, komik diyaloglar ve oyun hikayesinde daha sonra ne olacağına yönelik merak da olmasa, oyunun bize sunacağı hiç özel bir şey yok. Gothic 3 bir göz atmaya değer, ancak çok iyi beklentilere kapılmayın ve bu oyundan asla yeni bir rol oyunu harikası olmasını beklemeyin. Çok yazık, çünkü bu oyunun, özellikle de önceki oyunları düşünürsek büyük bir potansiyeli vardı aslında. Bundan biraz daha fazlasını beklerdik açıkçası. Normal sürümün yanında ayrıca kumaştan yapılma bir harita, müzikleri, oyunun nasıl yapıldığı anlatan bir DVD, bir muska ve bir de resim kitabı içeren, tüm perakendeci mağazalarda aynı anda satışa sunulan bir de koleksiyoncu sürümü bulunuyor.
Infobox
Developer: Piranha Bytes Players: 1
Publisher: JoWood / Deep Silver Recommended age: 12+
Genre: RPG http://www.gothic3.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Ghost Recon: Advanced Warfighter 2

6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z

Ghost Recon: Advanced Warfighter 2

Rainbow Six: Vegas’ın ardından, şimdi de Tom Clancy serisinden başka bir oyunu inceliyoruz. GRAW 2 bir taktik shooter oyunu olarak sınıflandırılabilir, ki bu oyunun iyi tanıdığımız önceki hali bir hayran kitlesine sahipti. İlk başta XBOX 360 için geliştirilen diğer oyunlardan farklı olarak, GRAW 2 portlu değil ve ilk sürümünde olduğu gibi özel olarak PC’ler için geliştirilmiş. Sonuç, beceri ve sabır isteyen, damardan bir taktik shooter oyunu.

Komşu ülkede terör

GRAW 2, birinci bölümün bıraktığı yerden başlıyor. Yine Meksikalı asiler, paralı askerler ve elit savaşçıların tehdidi ile karşı karşıya kalıyoruz. Asiler nükleer bir füzeyi ele geçirmiş bulunduklarından, nükleer bir saldırıyı önlemek artık birinci önceliğimiz. Çalınan bu füze ile bu tehlikeli teröristler ABD’deki önemli stratejik hedeflerin tümünü vurabilecek bir durumdalar. Ghost timimiz ise burada da yine kendini ateşe atmaya hazır. Oyunun hikayesi, şu veya bu şekilde önceden duyduklarımızdan farklı değil. Görevimiz için Ghost lideri rolünü seçtik, yani Yüzbaşı Mitchell. Kendisi aşırı görev bilinci ve gururu nedeniyle, ne denli tehlikeli ve ümitsiz görünse de verilen emirlere ters cevaplar vermiyor veya başkaldırmıyor. Dürüstlük ve iyilik abidesi, modern zamanların kahramanı...

Yenilik nerede?

İlk sürümü ile karşılaştırıldığında, GRAW 2’de pek bir değişiklik yok. Tabii, bazı şarapnel parçacıkları efektleri düzeltilmiş, ancak birkaç teknik tasarım değişikliği dışında baş üstü göstergesi aynı birinci bölümdeki gibi kalmış. Baş üstü göstergesi, timimizin bir elemanı veya bir pilotsuz uçak tarafından nişan alındığında, düşmanları önceden algılamamızı sağlıyor ve daha sonra bir eşkenar dörtgen ile işaretleniyor. Ne yazık ki, arkadaşımızın miğfer kamerası bize hala sadece gridlock modunda görüntüleniyor (XBOX 360 sürümünün aksine), bunu gerçekten açıklamak çok güç, bu bugünkü bilgisayarların performansından kaynaklanıyor olamaz. Birinci bölümde iyi çalışan kumandalar aynen kalmış. Rainbow Six: Vegas veya konsol sürümünde olduğu gibi, duvarların veya cisimlerin arkasına siper alarak buradan ateş etmek yerine, PC sürümünde siper aldığınız yerin arkasından sağa veya sola doğru rahatça bakabiliyorsunuz. PC sürümünde, taktik unsurlar ile hareket eksikliği (ki XBOX 360 sürümü bunu sağlıyor) giderilmeye çalışılıyor, bu da oyunun zorluk derecesini yükseltiyor.

Emirler, Ghost’lara aynı önceki sürümde olduğu gibi verilebiliyor: Doğrudan veya kendi perspektifinizden veya yol gösterici sistemi kullanarak çok iyi bir yöneylem haritası ile. Timinize belirli bir bölgeyi kontrole almalarını, ilerlemelerini emredebilir veya onları farklı bir yere sevk edebilirsiniz. Ancak ne yazık ki, arkadaşlarınızın yön duygusu biraz yetersiz, genellikle bir yerde takılıp kalıyor, ancak kısa bir süre sonra hedefe doğru yollarını bulmayı becerebiliyorlar.

Zor oyun

Oyunu bir kaç dakika sonra oynadıktan, bir gerçek ortaya çıkıyor: GRAW 2 gerçekten de zor bir oyun. Oyun en kolay seviyesinde bile, nispeten deneyimli oyuncuları bile zorlayacak nitelikte. Eğer hemen ortalığa atılmaya eğiliminiz varsa, çok kısa bir süre içinde sanal ölüm ile tanışabilirsiniz. Zorluk ve strateji açılarından, GRAW 2 resmen ortaya yeni standartlar koyuyor. Düşmanların cirit attığı bir bölgede, önceden durup gözcülük yapmadan 20 metre dahi ilerlemeniz mümkün değil. Yüzbaşı Mitchell’in yaralanmasına izin verilmemeli, çünkü kendini tedavi etmeye veya birden çok kurşun yarasına dayanma kabiliyeti yok.

Yani, yaşam grafiğinizin seviyesini korumak istiyorsanız akıllıca davranmanız gerekiyor. Hızlı kaydetme fonksiyonunu kullanmanız önerilir, çünkü eğer bunu yapmazsanız kendinizi sık sık, oyunun başlangıcında veya eğer bu kadar ilerleyebilmişseniz son kontrol noktasında bulabilirsiniz. Yine de tuhaf bir şekilde, hızlı kaydetme fonksiyonu oyunun bazı noktalarında çalışmıyor.

İşin özü

Yüksek zorluk derecesine rağmen, biraz saf görünen tim arkadaşları ve pek adil olmayan bazı durumlar dışında, GRAW 2 yine de zevkli bir oyun. Oyunda, bir özel harekat timi ile savaşmanın nasıl olacağına dair gerçeklik hissini çok iyi veriyor; burada hareketler savaş animasyonları, telsiz mesajları ile geniş ve dönemeçli alanlar temel bir öneme sahip. Helikopter sizi çoğu zaman direnişçilerin kaynadığı bir bölgeye bırakıyor ve görevinizi gerçekleştirmek üzere verilen hedefe ulaşmak için, keskin sezgilere ve dikkatli gözlere ihtiyacınız oluyor. Yüzbaşı Mitchell ve timindeki Ghost’lar dönemeçli ara sokaklardan, terk edilmiş otobüs ve otomobillerin yanından veya sanayi bölgelerinden geçerken yavaş ve dikkatli bir şekilde ilerlemek zorundalar; bu biraz saçma görünse de, aslında kısmen özel olarak PC’ler için tasarlanmış olan seviyeler birbiriyle tutarlı.

Görevler daima, üç tim elemanı ile başlıyor ve genellikle Meksikalı vatanseverler, deniz piyadeleri, tanklar, hava bombardımanı ve topçu ateşi size destek veriyor. Buna, size belirli bölgenin kuşbakışı görüntüsünü sunan pilotsuz uçaklar da dahil. Ghost’ların her biri ayrı ayrı manevra ve kumanda edilebiliyor ancak ek birimlerin hepsi bir bütün olarak harekete ediyorlar. Ghost’lar veya deniz piyadeleri, tüm destek birlikleri, güçlü desteklerini size hissettirmekten çok koruma hissi uyandırıyorlar. Sıklıkla, “Yüzbaşım yoğun ateş altındayız” şeklinde telsiz mesajı duyuluyor, ki bu durumda, o anda bize en yakın olan Ghost’a, kuşatılan arkadaşlarına destek ateşi sağlaması için emir vermemiz ve diğer yandan da düşmana kanatlardan saldırmayı deneyerek arkadaşlarımızı ateş hattından çıkarmamız gerekiyor.

(Na) hoş sürpriz

Farklı birçok görev sırasında, ekranın sağ üst köşesinde bulunan küçük bir arayüz, hızlanmanız için sizi mevcut durum hakkında uyarıyor. Bu, oyun atmosferi inanılır ve tutarlı kılıyor, ancak özellikle her yerden mermi yağarken, bizi sıkıştırarak “kıçınızı kaldırın biraz” şeklinde uyarması “genel anlamda” sinir bozucu olabilir. Sıklıkla beklenmeyen durumlarla karşı karşıya kaldığınızdan (kurtarma helikopterlerine ateş açılması veya makineli silahlar ile donatılmış bir grup gözüpek savaşçıyı taşıyan jiplerle karşılaşılması gibi), eski usul askeri fırçalar sizin için hiç de gerekli değil. Oyunun sonunda sizi cesaretinizden dolayı övse de, arayüzde beliren yüz, belki de hepsinden de kötü.

Bazen şansınız yaver gidiyor ve size dolu bir şarjör ve sizi kurtarabilecek bir roket veriliyor veya kendinizi daha iyi savunabileceğiniz bir konuma transfer ediliyorsunuz; ancak bu noktada oyun boğucu bir hal alıyor. Bu gibi beklenmeyen durumlar özellikle cesaret kırıcı olabiliyor, fakat diğer yandan da oyunun gerilim ve heyecanına katkıda bulunabiliyorlar. Yani size ölü silahlı rakiplerinizin seviyesini düşürmekten ya da son kontrol noktasını/kaydedilmiş oyunu geri yüklemekten ve son kez kullandığınız rokete sıkı sıkıya sarılmaktan veya böyle bir silaha sahip olan arkadaşlarınızdan birini sizin seviyenize getirmekten başka bir seçeneğiniz kalmıyor. Zor bir seviyeyi tamamlamış olmanın verdiği haz ise muhteşem doğrusu.

Boş şarjör ve mermi manyağı asiler

GRAW 2’deki silahların cephaneleri çok yönlü. Silahların çoğu üzerinde oynama yapmak ve başka bir formda yeniden şekillendirmek mümkün, bu örneğin bir dürbün veya özel bir kabza eklemek olabilir; farklı modellerde silahları seyretmek oldukça hoş. Belirli bir görev için yapılacak silah seçimi çok önemli ve bunu her zaman kişisel tercihlerinize göre yapmamakta fayda var. Görüş menzilinin arttığı yüksek seviyelerde bir sniper tüfeği taşımanız önerilirken, dönemeçli ara sokaklarda suikast tüfeği veya makineli tüfek kullanmak gerekiyor. Diğerini birinci silahın yanında, ikinci bir silah olarak alabilirsiniz. Tabii yanınızda, tabancanın yanı sıra tercihe bağlı olarak roketatarlar, el bombaları veya patlayıcılar daima olmalı. Silahları kullanması çok zevkli ancak silahı erkenden doldurmuş olmanız nedeniyle, şarjörün yarısının harcanmış olması - bu gerçekçi gözükse de - pek de zevkli değil...

Rakiplerinizin bir dizi uzun menzilli silahları bulunuyor ve bazen silahınızı hakladığınız bir rakibinizin silahı ile değiştirmek akıllıca olabiliyor. Teröristler, Yüzbaşı Mitchell veya Ghost’larından birini gördüklerini anda ateş açmaya başlıyorlar.Bu durumda deli dana gibi koşuşturmak da işinize pek yaramayacaktır çünkü beklenmeyen bir şekilde sabit bir makineli tüfek ile karşılaşmanız halinde ölümünüz çok kısa süre içinde oluyor. Rakiplerinizin tepkileri her zaman gerçekçi veya akıllıca olmuyor, bombardımanınız altındaki bir birlikte örneğin hiç endişeye kapılmadan sıralarının gelmesini bekliyorlar. Ancak bir asi grubu ile tebelleş olduktan sonra oyunun zorluk derecesini daha iyi anlıyorsunuz, çünkü havada mermilerin geçmediği iğne deliği kadar yer bile kalmıyor.

Çok Oyuncu Modu

Doğal olarak GRAW 2’nin çok oyunculu bir kısmı da bulunuyor, burada savaş görevini seçerken alıştığımız ölüm maçı ve tim ölüm maçı gibi modlar da mevcut. Bunlara ilaveten, burada haritanın ortasında pozisyon alarak puan kazanabileceğiniz bir savunmaz pozisyonu ve Ghost’ların asilere karşı bir mevkiyi savundukları ve girmesini önledikleri bir kuşatma alanı da sunuluyor. Ayrıca, farklı seviyelerde çok oyunculu bir işbirliği modu da oynanabiliyor. Son olarak, oyunda “Recon vs. Assault” adında yeni bir mod daha yer alıyor, burada asiler Ghost’ların hakkından gelmeye çalışırken, Ghost’lar uçaksavar silahlarını imha etmek zorundalar.

Grafikler ve Sesler

Oyun dünyasının geneli biraz tekdüze görünse de, GRAW 2’nin grafikleri gösterişli. Her şey biraz donuk görünüyor, fondaki renklerin farklılık gösterdiği bölümler neredeyse hiç yok gibi. Çevre ve karakterlerin modellemesi güzel yapılmış, özellikle de patlamalar ve silahlı çatışmalar hayranlık uyandırıcı efektlere sahip.

GRAW 2 ses alanında da oldukça iyi. Siper almış asilerin haykırışları veya tim elemanlarından alınan telsiz mesajları uyumlu ve fazlasıyla gerçekçi hisler uyandırıyor. Yaklaşan helikopterlerin ve geçen tankların paletlerinin çıkardığı sesler de iyi. Çok muhteşem olmasalar da, bazı yerlerde donuk çıksalar da silahların ses efektleri de yerinde. Ağır askeri teçhizat (toplar veya el bombası atan araçlar) oldukça gerçekçi.
EB
 
 
Sistem 1
Test sistemi: 2.0 GHZ Pentium 4, 1GB Ram ve bir Radeon 9800 Pro
Çözünürlük: 800x600
Detaylar: Düşük
Sistem 2
Test sistemi: 2.8 GHZ Pentium 4, 1GB Ram ve bir Radeon X800 XL
Çözünürlük: 1024x768
Detaylar: Orta seviye
Sistem 3
Test sistemi: Core2Duo 6400, 2GB Ram ve bir GeForce 8800GTX
Çözünürlük: 1280x1024
Detaylar: kullanıcı tanımlı
Keskinliği: 8x
Tüm öncelikler: Yüksek
Sonuç
Genel anlamda GRAW 2 oldukça etkileyici. Yüksek zorluk derecesi insanın havasını biraz alsa da, oyun genellikle çok eğlenceli. Seviye atlama başarısı insanı mutlu ediyor, çünkü bir görevi başarıyla bitirmek başka şekilde imkansız gibi. Şevk ve enerji ile bir sonraki göreve atıldığınızda, kendinizi rakipler alarm konumdayken, canınızı kurtarmak için savaşırken bulmak, sizi ayıltıyor. Bu oyun her şeyi görerek deli gibi ateş etmeyi sevenler için kesinlikle tavsiye edilmez, ama taktik oyunlardan hoşlananlar ve dikkatini yoğunlaştırmayı sevenler için zevkli bir oyun. Yüksek zorluk derecesi birçok kişi için rahatsız edici olabilir ancak eşsiz bir mücadele ederek kendini gösterme zevki sunuyor. Tüm bunların yanı sıra oyun, bir piyade komando rolüne geçerek, bunların deneyimlerini tüm gerçekliği ve gerilimi ile birlikte heyecanlı bir şekilde yaşama olanağı sunuyor Eğer GRAW 2’yi tamamlamayı başarırsanız, gerçekten kendinizi tebrik etmeyi hak ettiniz demektir.
Infobox
Developer: Grin Players: 1-16
Publisher: Ubisoft Recommended age: 18+
Genre: Tactical-Shooter http://ghostrecon.uk.ubi.com/

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Gears of War

6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z

Gears of War

Yaralı yüzlü iri yarı adam, sakin bir şekilde bir sandığın arkasına siper almış. Kurşunlar havada uçuşuyor. Koruyucu kalkanının arkasından beri rastgele ateş ediyor. Saldıran iki rakip vuruluyor ve yere kapaklanıyorlar. Tüfekçi bana göz kırparak, (kurşun dolu) havanın temiz olduğunu işaret ediyor. Saklandığım yerden, Locustların geldiği yöne doğru bir hamle yapıyorum. Hiçbiri kalmamış. Ama adam çok soğukkanlı. Bana özel röportaj vereceğine söz vermişti. Ama Marcus Fenix gibi bir çetin cevizle yapılacak “özel” bir röportajın planlanandan biraz daha farklı gideceğini tahmin etmeliydim. Onun için özel, doğrudan savaş alanından anlamına geliyor. Muharebenin ortasından...

AcemiOyuncu: Merhaba Marcus, okurlarımıza biraz kendinden bahsetsene.
Marcus Fenix: Bilmeyenler için, adım Marcus Fenix. Çoğunuz beni zaten tanıyordur. Aşağı yukarı bir yıl önce, ekip arkadaşım Dom (Dominic Santiago) ile birlikte Xbox 360 üzerinde Sera Gezegenini iğrenç Locustlardan temizledik. Çok başarılı olduk!

AO: Şimdi Epic seni bir kez daha savaşa gönderdi, Marcus. Bu kez başka bir platformda, PC’de. Xbox’ın kontrolleri gerçekten çok sezgiseldi. Bir yerde siper al, sonra onun arkasından ateş aç. Her şey mümkün olan en iyi şekilde aktarıldı. Senin uyum sağlaman kolay mı yoksa zor mu oldu?
MF: Kesinlikle hayır... EĞİL!!!

Fenix beni yere itiyor ve ön tarafa üç salvo atışı yapıyor. İki saldırgan Locust daha toprağı öpüyor. Marcus büyük bir beceriyle hızlıca silahlarını yeniden dolduruyor. Boş gözlerle baktığımı fark ediyor.

MF: Yakında bunun gibi daha fazla ateş gücüm olacak, dostum. Öyle aptal aptal bakma. Az önce de gördüğün gibi, hiç sorun değil. Hatta savaşmak genel olarak biraz daha kolay. Önceden de bu lanet olası Locustlar çok zeki değildi. Bu yeni kontroller sayesinde, bu iğrenç yaratıkları öteki dünyaya, hatta daha iyisi, “geldikleri yere” yollamak daha da kolay. (Kahkaha sesi duyuluyor). Ama yine de her savaş ayrı bir mücadele.

RG: Bu maceranın Xbox 360'ta olduğundan bile daha uzun olduğunu duydum. Nasıl oluyor?
MF: Oyun geliştiriciler hikayeyi ilerletti. Xbox'ta benimle birlikte savaşa gittiyseniz, sonunun açık bırakıldığını zaten bilirsiniz. Epic bu açık ucu aldı ve hikayeyi beş yeni bölümle devam ettirdi.

RG: Yani Xbox versiyonunun uzmanlarının Gears of War’ı bir kez daha oynamasına değer mi?
MF: Hikayenin nasıl devam ettiğini bilmek istiyorsanız, evet.

Fenix gözünü bile kırpmadan başının üzerinden bir el bombası fırlatıyor. Kulakları sağır eden patlama ve ardından yağmur gibi yağan korkunç Locust vücut parçaları Koca Adamı hiç etkilemiyor. Gerçekten serinkanlı bir adam. Biraz ketum ama, serinkanlı.

MF: Kes titremeyi! Bitirelim şu röportajı. İşlerim var.

RG: Beş yeni savaş alanı Xbox 360’ta bulunanlardan farklı mı?
MF: Biraz. Biraz daha kapsamlı diyebiliriz. Ama yapı aşağı yukarı aynı kaldı.
RG: Tek değişiklikler bunlar mı?
MF: Hayır. Epic bize kurşun yağdıracağımız yeni bir boss savaşı verdi. Dom ile ben şimdi Xbox versiyonundaki geçiş sekanslarında bir ara görünüp kaybolan yaratıkları vuruyoruz. Ayrıca, görsel olarak çok gösterişliler. Son teknolojiye sahip bir makineniz varsa, Windows için Gears of War çok daha iyi çalışacaktır.

RG: Gears of War’ın uzun soluklu oluşu olağanüstü çoklu oyuncu moduna dayanıyor. Bu aynı şekilde PC’ye yansıtıldı mı?
MF: Evet. Ama üç yeni haritayla ve yeni modlarla birlikte. Ama bu sadece Microsoft’tan Live Service üzerinden çalışıyor, şeyle… Publu... Pulbi... – of ya, şu aptal isimlerin canı cehenneme.

RG: Benimle konuştuğun için teşekkürler, Marcus. Sana başarılar diliyorum.
MF: Peki... defol git buradan. Bu senin savaşın değil.

Arkaya çekilirken hala Marcus’u silah arkadaşlarıyla birlikte ilerlerken seyredebiliyorum. Köşeyi dönüp kendisine doğru gelen bir Locust’u elektrikli testereyle ikiye ayırıyor. Son bir “İleri!” komutuyla askerler gözden kayboluyor.
MS
 
 
Sonuç
Windows için Gears of War muhteşem bir oyun. Bence, atmosfer ve oyun akışı Xbox 360’tan daha iyi ve beş ilave bölüm verdiğiniz her kuruşa değiyor. Ama Xbox 360 versiyonu sizde varsa, sadece hikayenin devamını öğrenmek istiyorsanız ya da biraz daha fazla aksiyon istiyorsanız almaya değer. Gears of War’ı yaşayan aksiyon hayranları zaten her halükarda öyle yapmalı.
Infobox
Üretici EPIC Oyuncu sayısı 1-8
Yayıncı Micrsofot Önerilen yaş 18+
Tür Thid-Person-Shooter http://gearsofwar.com/

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Frets on Fire

6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z

Frets on Fire

Soru: Oyun editörleri birden klavyelerini gitar gibi tutarsa ne olur? />Cevap: Hiçbir şey. Tuhaf geliyor – ama öyle işte !
Bunu kurmamalıydım. Aslında, kurulum sorun değil. Elbette oynamalıydım, ama kesinlikle iş arkadaşlarımın önünde değil. Kimse bu oyunu kendi bilgisayarına yüklemeyi düşünmez. Zaten yükleme işlemleri ağ sunucusunda var. “Deneyebilir miyim”, “Denemek istiyorum”. Bilgisayarımı geri alabilmek için gerçekten mücadele vermem gerekti. Bir dakika! Herkesin birkaç bilgisayarda oynamak istediği bir oyun? Çoklu lisans? Bu oyun editörlüğünün bir avantajı mı yoksa düpedüz kanunsuzluk mu? Hepsi yanlış. Ücretli ağabeyi “Guitar Hero”yu gerçekten zor durumda bırakan kaynağı açık proje “Frets on Fire”dan bahsediyoruz.

Frets on Fire’ın arkasındaki fikir, Guitar Hero’nunkiyle aynı. Müzisyenin çalacağı notalar ritme uygun olarak noktalar halinde görüntüleniyor. F1’den F5’e tuşlar “tel” olarak görev görüyor. Tek yapmanız gereken doğru teli seçmek ve enter tuşuna basarak notayı çalmak. Kolay gibi gelebilir, ama arşivinizde “doğru” şarkıları bulundurmak, bunu zorlu bir iş haline dönüştürebilir. Doğru şarkılar ne mi? Haberlerimizi hala hatırlıyor musunuz? “Guitar Hero 3’teki kendi şarkılarınız mı”? Her rock hayranının rüyası. Guitar Hero’nun gelecekte bir gün yapabileceği şey, Frets on Fire tarafından çoktan yapıldı. Büyük Activision-Clone topluluğu indirilebilen şarkı dönüşümleri üzerinde gayretle çalışıyor. Böylece, herkes kesinlikle payına düşeni alabilir. Funk’tan altmışlara ya da black-metal’e. Frets on Fire’da her tür müzik bulunabilir. Söylenecek tek bir şey var: Çalmaya devam!

MS
Infobox
Üretici Unreal Voodoo Oyuncu sayısı 1
Yayıncı - Önerilen yaş -
Tür Music-Game http://fretsonfire.sourceforge.net/


De******ion Filesize Free / Premium
Frets on Fire 32 MB Download

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »