Lost Odyssey
9/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z
Lost Odyssey
Zor zamanlar başladı. Her “Çoğu sadece Playstation’da bulunan Japon RPG
oyunlarını oynamayı seviyorum” diyen oyuncular için zor zamanlar. Peki,
bunu bir noktaya kadar anlayabiliyorum. Lost Odyssey, Microsoft
etiketiyle yalnızca XBOX360’ta çıktı. Bütün Final Fantasy hayranlarına
sıkı bir darbe. Ancak öte yandan, bu oyuncular artık hiç Final Fantasy
oynamamış biri için bu oyunun Japon dönüşümlü rol oynama oyununa
mükemmel bir giriş olduğunu görebiliyor (şimdi gerçekten yüzlerce
tatsız e-postayı davet ediyorum). Bunlardan XBOX360’ta çok az sayıda
var.
Özetle:
İşime bu kadar bağlı olmasaydım, hala evde oyun oynuyor olurdum.
Kesinlikle çok yorucu – başka hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bu arada da
insan vücudundaki % 60 su içeriği aynı oranda kahveye dönüşmüş oluyor.
Ama bu sadece varsayımsal bir durum, neyse ki gerçekleşmedi, ya da
gerçekleşseydi sosyal yeteneksizliğimi gizlemek için sesimi
çıkarmazdım. Yine de OLABİLİRDİ. Çünkü geçen her dakikayla birlikte
notlarım beni Lost Odyssey’e çekerken, içimde sınırsız bir şekilde her
şeyi bırakıp kendimi yeniden oyuna verme güdüsü uyanıyor. Ama bunu
yapamam. Final Fantasy serilerini ve taraftarlarını bilen ve seven
arkadaşıma Lost Odyssey’i yalnızca onun yanında oynayacağıma dair söz
verdim. Çok yazık.
Eğlenceli
bir oyun için temel bir formül olsaydı, Lost Odyssey’de kullanılırdı.
Öyle bir şey olmadığı için, sizi Lost Odyssey’e neyin çektiğine dair
bir tez ortaya atma cesaretini gösteriyorum. Yapacak başka hiçbir
şeyiniz yoksa. Bir editörün oyun oynamaktan başka hiçbir şey yapmadığı
ve bütün boş zamanlarını ekranın önünde geçirdiği ve bu nedenle bunu
zorunlu olarak inkar etmesi gerektiği hissine kapılsanız bile. Başka
boş zaman faaliyetlerimiz de var tabi. Ne yazık ki, Lost Odyssey bunu
göstermek için gelmiş geçmiş en kötü örnek, çünkü bütün diğer hafta
sonu işlerim tamamen geri planda kaldı. Bu, oyunu ne kadar süredir
oynadığınızı tam gösteren skordan daha iyi anlaşılıyor. Sonu gelmeyen
bir oyunun pençelerinde idiyseniz evet bu çok iyi olurdu. Ama
kaydedilen skor 25’i gösterdiğinde ve 25 saattir durmadan ve uyumadan
oynadığınızı fark ettiğinizde üzücü.
Yani
ne demek istiyorum? Acemilik günlerimde (Acemilik statümden, en azından
kısmen çıktığımı kastetmiyorum) bir keresinde kendime dönüşümlü bir RPG
ile eğlenmenin nasıl mümkün olabileceğini sormuştum. Lost Odyssey tam
da bunun nasıl olacağını gösteriyor. Yalnızca (kanıtlanmış!) dövüşme
sistemiyle değil. Her şeyin bileşimi. Dövüş çeşitleri, keşif, seviyeler
ve öykü. Lost Odyssey’de “sıkılmak” diye bir kavram yok. Oyun size
istediğinizi yapma özgürlüğü veriyor. Elbette, dilerseniz takip
edebileceğiniz doğrusal bir öykü var. Ana karakteriniz Kaim’i çarpıcı
kent manzaralarında uzun yürüyüşlere çıkarabilir, bütün sakinleriyle
çene çalabilir ve komik yan maceraları çözebilirsiniz. Bir de köpeği
kaçan zavallı kız var. Tabi yalnızca sefil köpeği arayacak vaktiniz
yok, ama şans eseri şehirde karşınıza çıkarsa, köpeği kıza iade etmek
hoş bir davranış olur. Bunu yapmanın küçük bir de ödülü var. Ya da üç
neşeli sokak çocuğu size hayatınızın şansı olan çetelerine katılma
şansını verdiğinde. Ama önce onlara bir oyuncak bebek, balon ve bir
maket gemi bulmalısınız.
Muhteşem
bir şekilde detaylandırılmış şehirlerde ya da ormanda yorulmaksızın
dolaşırken, Final Fantasy’nin önceki üreticisinin programı, sistem
biraz eski moda görünse de dönüşümlü dövüşlerin eğlenceli olabileceğini
gösteriyor. Her Mob için taktik bir önkoşul. İlk adım olarak, son
derece açık olan menüden birlikleriniz için bir tertip belirlemeniz
gerekiyor. Savaşçılarınızı ön sıraya koymanız ve büyücülerinizle
doktorlarınızı arka sıralarda tutmanız tavsiye edilir. Ön sıra
hareketsiz durursa arka sıradaki Char’lar çok daha az hasar alıyor.
Kaim’i iyileştirmeli miyim, yoksa onu bir sonraki saldırı için
hazırlamak daha mı iyi olur? Mob’lar ona saldıracak mı? Cana yakın
Japon RPG’leri birden bire rahat bir şekilde yerli geliyor. Element
Element’e karşı. Su Mob’larına en iyi Ateş darbeleriyle saldırılıyor
falan filan. Yine de olaya biraz yenilik katmak için, Mistwalker’daki
adamlar bir “Yüzük Sistemi” eklemiş. Tüccarlarla olan maceralarınızda,
vazolarda ya da başka saklama yerlerinde yüzükler buluyorsunuz. Ya da,
menüdeki Mob-Drops seçeneğini kullanarak kendi yüzüğünüzü de
üretebilirsiniz. Bu yüzükler size ve takan herhangi bir karaktere ilave
hasar bonusları veriyor. Bunları kullanmak için, bir saldırıyı işaret
etmek üzere Mob’un etrafında bir halka kullanıyorsunuz. Sonra RT
düğmesiyle ilkinin üzeirne ikinci bir halka yerleştirebilirsiniz.
Halkalar kesişir kesişmez, hemen RT düğmesini bırakmalısınız. Düğmeyi
çok erken ya da çok geç bırakırsanız, etkili olmuyor ya da yarım etkili
oluyor. Ama halkayı diğerinin üzerine “mükemmel bir şekilde”
bırakırsanız, epey bir ekstra hasarın keyfini çıkarıyorsunuz.
Dövüşlerden
ne alıyorsunuz? Deneyim puanları ve yetenekler – doğru! Lost Odyssey’de
iki tür karakteriniz var. Yenilmez ve normal. Ana karakter Kaim bir
Yenilmez. Seviyeleri atladıkça yetenek kazanmıyor. Ama bir yetenek
sistemi kullanırsanız, “normal” grup üyelerini izleyip öğrenerek
yetenekler edinebiliyor. Bu, bireysel karakterinizi tamamen istediğiniz
gibi yapılandırmanıza olanak veriyor. Ama merak etmeyin – Kaim ve
Ölümsüz arkadaşları yalnızca izlemekle kalmıyor. Yetenek sistemini
kullanırken kolye, gözlük veya benzeri aksesuarlar da sağlanıyor.
Düşmanınızın sahip olduğu yaşam puanlarını söyleyen bir nesne
taşırsanız, ölümsüz karakteriniz birkaç dövüşten sonra sistemin nasıl
çalıştığını öğreniyor ve daha fazla yatırım yapmasına gerek kalmadan
nesnenin kapasitesini kullanabiliyor.
Bu
çarpıcı şehirleri ve muhteşem dövüşleri gidip tecrübe etmeniz için bir
nedene ihtiyacınız olduğundan, Mistwalker ekibi “Lost Odyssey” paketine
muhteşem, duygusal bir hikaye yerleştirmiş. Biraz suratsız ana
karakteriniz Kaim bir paralı asker. Hem de işinde oldukça iyi. Avantajı
mı? Ölümsüz. Bir yaşında ve hafıza kaybı yaşıyor. Dünyanın her yerini
gezip 1000 yıl boyunca savaşmak ve eninde sonunda bunu niye yaptığını
unutmak biraz sinir bozucu olmalı. Ama bu Kaim hakkında çok şey
söylüyor. Ketum ve depresif Kaim, sadece müşterilerine değil
arkadaşlarına da biraz kibirli davranıyor. Bir de pek sağlam olmayan
ama yine de eğlenceli Jannson ve peşinden ayrılmayan Seth var. Oyun
ilerledikçe, daha pek çoğu ortaya çıkıyor. Ama burada size hepsini
anlatmayacağım.
Marc
Rein’in Unreal Engine 3’ü kullanmaktan memnun olduğu açık. İşi için iyi
sonuçlar ortaya koymuş ve Lost Odyssey’in eski moda oyununa biraz Yeni
Nesil havası katıyor. Ancak, Lost Odyssey’in sınırsız dünyası zavallı
XBOX360’a çok fazla geliyor. Kare dropları ve korkunç kekelemeler son
derece yaygın. Ama müzik hayranları Nubuo Uematsu’nun haşmetli, epik
sesine bayılacak. Bir kez daha bir başyapıt.
MS
| Sonuç |
|---|
| Bu rapor biraz öznel gelebilir. Ama oyunu övgüye boğma isteğime engel olamadım. Muhtemelen tek eleştiri, kare düşüklükleri. Onun dışında Lost Odyssey hakkında şikayet edebileceğim kesinlikle hiçbir şey yok. Seksen saat olduğu belirtilen oyun süresi ve 4 sıkışık DVD’si ile, bu oyunu her rol oynama hayranı oynamak zorunda. Evet, öyle! ZORUNDA! |
| Infobox | ||||||
|---|---|---|---|---|---|---|
|
0 yorum yazılmıştır