Half Life 2: Episode 2
6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z
Half Life 2: Episode 2
Çok
savaş görmüş bir bilim adamı ile genç güzel ve silah kullanmaya bayılan
bir kadını alın, buna az biraz da Combine ve Antlion – ki bunlarla
doğal olarak levye ile başa çıkılır – katın. Bir tutam Source Engine
oyun motoru serpiştirin. Sonuç? Tabi ki Half-Life 2! Aynı formül,
Half-Life 2’nin ikinci bölümü Half-Life 2: Episode 2 için de
kullanılmış. O halde Episode 2’yi oynamaya ne gerek var diye
sorabilirsiniz. Çünkü süper eğlenceli!
Bir
elin nesi var? Sinema ve televizyon endüstrisi, bilgisayar oyunları
dünyasında bir açık kapı görünce film endüstrisinin belli başlı bazı
filmleri video oyunları endüstrisine transfer edildi. Sonuç: Doom,
Resident Evil ve buna benzer filmler sinema ekranlarında oynatıldı ve
bu filmlerin bilgisayar oyunları da o sezon senin bu sezon benim
sırayla piyasaya sürüldü. Bu tür oyunların gerçek hayranları bu
gelişmeden hiç de memnun değil. Film versiyonlarının çoğu da zaten pek
matah değil ve bir sürü insan oyunların endüstri tarafından parça parça
piyasaya çıkarılmalarını soygunculuk olarak nitelendiriyor. Half-Life
2: Episode 1 de bu görüşü neredeyse doğruladı. Satış rekorları kıran
Half-Life serisinin birinci bölümü o kadar kısaydı ki hayranları büyük
hayal kırıklığına uğradı.
Half-Life
2: Episode 2 ile bu durum değişiyor. İkinci bölüm bir çok tam-fiyatlı
oyuna tozunu attıracak kadar iyi. Bunun tek nedeni “Orange Box” oyun
kutusunda Half-Life 2, Half-Life 2: Episode 1, Portal ve Team Fortress
2 oyunlarının bir arada bulunması değil, aynı zamanda Episode 2’nin tam
anlamıyla harika bir oyun olması. Oyunculara 6 saatlik bir oyun
deneyimi sunuyor. Oyunun hikayesi, anlamak için önceki oyunu oynamış
olmanızı gerektirdiği halde, yine de son derece ilginç ve cezbedici.
Aynı oyun şekli korunmuş, bildiğiniz ve sevdiğiniz karakterlerin hepsi
bu oyunda da var: Alyx, Dr. Kleinert, Barney, Elijah, Dog. Bu
karakterlerin hepsi ikinci bölümde de yerlerini almış ve, iyi ya da
kötü, hiç değişmemişler. Yani Dr. Magnussen o kendini beğenmiş
tavırlarıyla sizi de çileden çıkartırken buna bir son verme çabasıyla
bir “sesini kes” düğmesi arayabilirsiniz. Ne yazık ki bu işe yaramaz
çünkü Gordon hala bir balık gibi dilsiz.
Episode
2, Episode 1’in kaldığı yerden başlayarak kronolojik sırayı takip eder.
En son bıraktığımızda Alyx ve Gordon patlamalarla yerle bir olan
Citadel’den kaçıyorlardı. Tabi hikaye biraz daha heyecanlı olsun diye
içinde bulundukları trenin raydan çıkması gerekti. Söylemeye gerek yok
ama bizim iki kahramanımız bu kazadan sağ kurtulur ve yürüyerek “White
Forest” üssünün dış karakoluna ulaşırlar. İzledikleri yol onları
Antlion’ların kaygan, yarı karanlık mağaralarından vadilerin ve
dağların pastoral manzaralarına ve oradan da terkedilmiş Combine
kalelerine getirir. Doğal olarak bu oyunda ortalığa saçma sapan ateş
etmenin hiç bir anlamı yok. Program (aynı Episode 1’deki gibi)
fizik-bazlı bulmacalara ağırlıklı olarak dayanmaktadır. Bu bulmacaların
çoğu “Gravitron” kullanılarak çözülebilir. Yine de klasik silahlı
çatışmalardan umut kesmeyin çünkü bildiğiniz ve sevdiğiniz tüm kötü
adamlar da yine geri dönmüş: Zombine, Combine, Antlion, Strider, Hunter
ya da Headcrab. Bunların tamamı Episode 2’de de yerlerini almıs. Bir
saniye, Hunter da ne? Bu yeni bir rakip. Hunter, Shotgun ile bir kaç el
ateş ederek kolaylıkla öldürebileceğiniz bir nevi Strider, ama
Strider’ın çocuk versiyonu, yani daha güçsüz.
Valve,
grafikler için bir kez daha, kendi oyun motoru olan ve biraz daha
geliştirilmiş Source Engine’i kullanıyor. Oyun geliştiriciler,
gerçekten de inanılmaz kalitede yüz animasyonları yaratmışlar: Acı,
korku gibi ifadeler eklenmiş! Oyun bu özelliği ile de övgüyü hak
ediyor. Alyx’in yüz ifadesine bakarak hemen onun ve sevgili bilim
adamının içinde bulunduğu durumu tahmin edebiliyorsunuz. Atmosferik ses
efektleri de cabası. Seslendirme ve fevkalade müzik de buna eklenirse
oyundan daha da fazla bir şey beklemeye gerek kalmıyor. Half-Life 2:
Episode 2, oyundan çok filme benzeyen özelliklere sahip. İster nefes
kesen aksiyon sahneleri olsun ister duygusal sahneler, bu oyunda her
şey var. Sadece bu mu, dahası; son derece düzgün işleyen uygulama
yazılımı ile oyunun harika görsel efektleri eski bilgisayarlarda bile
aynen görüntülenebiliyor.
MS
| Sonuç |
|---|
| Kesinlikle satın alın! Orange Box harcayacağınız her kuruşa değer. Half-Life 2: Episode 2 iyi bir oyundan bekleyeceğiniz her özelliğe sahip ve Valve en nihayet aniden sona ermeyen bir oyun yaratmayı becermiş. Şahsen Episode 3’ün piyasaya çıkmasını dört gözle beklesem de, Episode 2’nin hikayesinin herhangi bir eksiği olduğunu düşünmüyorum. Portal ve Team Fortress 2, gerçek oyuncuların kalplerinin hızla çarpmasıına neden olacak kalitede iki yeni oyun. |
| Infobox | ||||||
|---|---|---|---|---|---|---|
|
Guitar Hero 3: Legends of Rock
6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z
Guitar Hero 3: Legends of Rock
Yapamıyorum.
Tüm gece boyunca çalışsam bile, bir sonraki zor seviyeye geçmek Guitar
Hero’da sonsuza kadar başaramayacağım bir şey. Bir tuşa daha, tuşlara
daha da hızlı basıyorum. Vasat bir rock grubundaki pek çok gitaristle
aynı, başarılılar ama rüyalardaki sahne şarkısının ilk notalarını bile
hiçbir zaman doğru çıkaramazlar. İyi yönü: canımı sıkmıyor. Hem de hiç
sıkmıyor. Bir soloyu berbat etsem de umurumda değil çünkü nakaratı
büyük bir aşkla söyledim, yıldız gücünü yanlışlıkla etkinleştirdim veya
(kelimenin tam anlamıyla) parmaklarım ağrıyana kadar motifi çalıştım.
Hiç önemli değil çünkü Guitar Hero en iyi oyun prensiplerinden birini,
eğlenceyi esas alıyor.
Oyunun
fanatikleri bu oyun prensibinin tehlikeye düşeceği korkusuna
kapıldılar. Bir yandan kutsal Guitar Hero gitarının Neversoft’a
devredilmesi kalitede düşüşe neden olabilirdi, öte yandan oldukça zayıf
güya ek Guitar Hero Rocks the 80s sürümünün ardından Harmonix’te oyunu
asıl geliştiren kişilerin bu oyunla artık o kadar tutkulu
ilgilenmedikleri ortaya çıkmıştı. Neversoft’un kendini kanıtlaması ve
aynı yenilikçilik, denenmiş test edilmiş öğelerin karışımını sunması ve
hoşa gitmeyen ya da sıkıcı şeylerden kaçınması gerekiyordu. Zor bir
görev.
Çoktan
hazır: Neversoft ev ödevini iyi yapmış. Guitar Hero 3: Legends of
Rock’ın girişi hemen tanıdık geliyor. Komik estetikler korunmuş ve
hatta biraz genişletilmiş. Tanıdık karakterler de hala aramızda: Balta
savuran duayen Axel Steele’nin yanı sıra black metal canavarı Lars
Ümlaut. Sahneyi süslemek için yeni öteki benliğiniz için
seçebileceğiniz birkaç karakter daha bulunuyor. Bu stereotipler hala
özel nitelikleri veya belirli kabiliyetleri olan sanal el kuklaları –
bu gelecekte bir ihtimal olabilir. Karakterlerin gitar çalma şeklini
etkileyen, kendine özgü davranışlarıyla oyuna biraz bireysellik katın.
Career
(Kariyer) modunu da denetim ve test ettim: Önceki versiyonlarda olduğu
gibi bir grup kuruluyor, bir ad veriliyor ve şöhrete taşınıyor.
Öncelikle arka bahçeler ve zemin kat kulüplerinde çalışılıyor, ardından
ilk vido ve son olarak cesur dörtlüyü kimse tutamaz. Dört şarkılık
setin ardından, dört yeni şarkıyla bir sonraki sahnenin süslenmesi
gerekiyor. İyi bir performansla kalabalığı çıldırtırsanız, ücretinizi
alırsınız; ne kadar iyi çalarsanız, elbise, karakter veya hatta yeni
şarkılar satın almak için o kadar mangır. Ancak kariyerinizde
ilerlemeniz sadece şarkıları başarılı bir şekilde tamamlamaya bağlı
değil. Rock nirvanasına giden yolda üç finalist rakibiniz var. Gitar
duellosunda öncelikle Rage Against the Machine grubundan Tom Morello’yu
ardından Guns’n’Roses grubundan Slash’i ve son olarak Darkness’tan
Prince’i yenmeniz gerekiyor.
Özellikle
devlerin bu savaşları çok zor – belirli bir seviyeden çok daha zor.
Notalara doğru basmak ve rakibe diz çöktürmek için pratik yapmak
gerekiyor. Şanslısınız ki doğru notaya bastığınızda aldığınız bazı
aksesuarlar işe yarıyor. Şarkılardaki yıldız gücüyle aynı şekilde
tetikleniyor: gitarı yukarı çekin ve rakip daha yüksek zorlukta çalar,
kısa bir süre belirli bir tuşa basamaz ve seste titreklik olur.
Maalesef bu her iki yönde geçerli ve özellikle Horned One çok aşırı zor.
Ayrıca,
insan rakiplerin gitarlarının boyunlarını ayrı odalarda parlattığı
online mod bulunuyor veya arkadaş çevrenizde alt tuşta kimin en
maharetli olduğu görmek için arkadaş kodlarını da kullanabilirsiniz.
Arkadaşlarını Wii uyumlu Les Paul’a sahip olduğu sürece, co-op
(işbirliği) modunda ek parçalar çalabilirsiniz. Sadece bir gitar varsa,
maalesef bu parçalar kullanılamaz. Bunun yanı sıra gelecekte online
olarak daha fazla şarkı satılması bekleniyor.
MK
| Sonuç |
|---|
| Gerçek şu ki Guitar Hero üçüncü versiyonda da sarsıyor. Verilen gitar güçlü ve son derece sağlam, hatta Gibson onaylı bir Les Paul. Sadece Wiimote’u takın ve başlayın. Bu kez notalar öncekinden daha ne olarak yerleştirilmiş ve tam zamanlama eskisinden daha önemli. Şarkı listesi klasikler ve The Killers, Slayer, Iron Maiden veya Kaiser Chief’s gibi altı telli müziğin her zevkine hitap eden diğer güzel parçalarla dolu. Orijinal şarkılar arasında, çizgiyi bozmayan birkaç kapak parçası da bulunuyor. Punk marşları “Anarchy in the UK”i kendi elleriyle ölüme gönderen Sex Pistols dışında, ellerini kendi parçalarından çekmeliler. En büyük engel ses, çünkü Wii sadece mono. Bugüne kadar, Activision bu sorunla ilgili resmi bir açıklamada bulunmadı. Ama bu, plastik bir gitarla monitörünüzün önünde komik görünmenin eğlencesini azaltmıyor. Kim bilir, belki de bu kez bir sonraki seviyeye geçebilirim… |
| Infobox | ||||||
|---|---|---|---|---|---|---|
|
Gothic 3
6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z
Gothic 3
Gothic
3 için 2006 sonunda piyasaya çıktığından beri dört yama - ki bunların
ilki tam da oyunun çıktığı ilk günde yayınlandı. Yamaların oyundaki
bozukluk ve hataları önemli ölçüde ortadan kaldırması gerekiyordu.
Gothic serisini birçok oyun izledi; her bir yeni oyunun eşsiz bir rol
oyunu deneyimi sunması bekleniyordu. Önceki oyunlar birçok ödül almıştı
ve bunlar şüphesiz Almanya’nın bugüne dek yarattığı en iyi rol
oyunlarıydı. Piranha Bytes’deki oyun geliştiricilerinin ünü ilk iki
oyunla birlikte Avrupa içinde hızla yayıldı, buna paralel olarak üçüncü
oyundan beklentiler de aynı ölçüde artmış oldu.
Neredeyim?
Oyunun
başlangıcında, oyuncu isimsiz bir kahramanın Myrtana’ya doğru
arkadaşlarıyla birlikte yelken açtığı kısa bir giriş videosu izleme
beklentisi içinde. Birkaç maceradan sonra kıl payı ölümden dönerek
hayatta kalmayı başardıktan sonra (çoğunlukla oyuncuların önceki
sürümlerden tanıdıkları büyücü Xardas sayesinde) sonunda sevgili
anavatanlarına, evlerine dönüyorlar. Ancak kahramanları bekleyen
kaynayan bir kazan ile yanmayan bir şömine. Çünkü orclar ülkelerini
istila ederek kralı devirmiş ve insanları esir almışlar. Ne yazık ki
oyunun başlangıcında başka bir bilgi verilmiyor, tanıdık eski dost
simalar ve bu oyun serisinin tipik müziği olmasa, insan kendini
kaybolmuş hissine kaptırabilir doğrusu.
Myrtana bilinmeyen bir ülke ve oldukça uzun bir süre öyle de kalacak, dünya hakkında bölük pörçük de olsa bilgi edinebilmek ve mevcut durumu kestirebilmek için ise uzun zaman ve sabır gerekecek. Oyunun başlangıcında çoğu şey açık: Kral kayıp, orclar yönetimi ele geçirmiş ve kahramanı yüce bir görev bekliyor. Artık, gotik tarihini yazmanın zamanı!
Myrtana bilinmeyen bir ülke ve oldukça uzun bir süre öyle de kalacak, dünya hakkında bölük pörçük de olsa bilgi edinebilmek ve mevcut durumu kestirebilmek için ise uzun zaman ve sabır gerekecek. Oyunun başlangıcında çoğu şey açık: Kral kayıp, orclar yönetimi ele geçirmiş ve kahramanı yüce bir görev bekliyor. Artık, gotik tarihini yazmanın zamanı!
Uzun bir yol
Daha
önce Oblivion oynadıysanız, Gothic 3’ün önceki oyunlarını
tanımıyorsanız, oyun size Oblivion’un daha bir basit şekli olarak
görünecektir. Bu aslında oyun için bir eksi değil, çünkü Oblivion’un
sonsuz seçenekleri ve öğrenilebilecek yetenekler bazıları için
fazlasıyla kafa karıştırıcı olabilir. Gothic 3’te her zaman olduğu gibi
yeni yetenekler öğrenebilir, seviye atlayabilir, bitkiler toplayabilir,
farklı büyü formülleri ve değişik ilginç araçlar bulabilir ve hatta bir
geyik avlayabilir ve akşam yemeği için güzel bir rosto bile
pişirebilirsiniz. Bir seviye atlamak size, ileride yeni bir yetenek
öğrenmek veya niteliklerinizi artırmak amacıyla kullanabileceğiniz 10
öğrenme puanı sağlıyor. Bunların size, belirli bir para toplamı
karşılığında ilave nitelikler verecek veya size bir kabiliyet
kazandıracak olan ilgili eğitmen tarafından öğretilmesi gerekmektedir.
Hem deneyim puanları hem de para önemli bir rol oynamaktadır, çünkü
bazı yetenekleri öğrenebilmek için önce bu puanlardan yeteri miktarda
toplamış olmanız gerekiyor.
Başlangıçta büyüleri sadece büyü formülü şeklinde elde etmek mümkün, çünkü gotik harflerle yazılmış olan bedava büyü artık yok. Ancak oyuncu maceranın seyri boyunca farklı şekillerde büyüler öğrenebiliyor. Hangi alanlarda uzmanlaşmak istediğinize kendiniz karar veriyorsunuz: Bir savaşçı mı, bir büyücü mü, kötü bir karakter mi ya da bunların bir bileşimi mi. Rakiplerinizi bir kılıç veya balta ile haklamayı seçseniz bile toplanan puanlar yine de yeteneklerinizi ok ve yay kullanmak üzere güncelleme şansını tanıyor. İstenen karakteri uygun şekilde güncellemek bazen, oyundaki genellikle anlaşılamayan hatalar, tutarsızlıklar ve sürekli tekrarlayan monoton dövüşler nedeniyle uzun zaman alabiliyor.
Başlangıçta büyüleri sadece büyü formülü şeklinde elde etmek mümkün, çünkü gotik harflerle yazılmış olan bedava büyü artık yok. Ancak oyuncu maceranın seyri boyunca farklı şekillerde büyüler öğrenebiliyor. Hangi alanlarda uzmanlaşmak istediğinize kendiniz karar veriyorsunuz: Bir savaşçı mı, bir büyücü mü, kötü bir karakter mi ya da bunların bir bileşimi mi. Rakiplerinizi bir kılıç veya balta ile haklamayı seçseniz bile toplanan puanlar yine de yeteneklerinizi ok ve yay kullanmak üzere güncelleme şansını tanıyor. İstenen karakteri uygun şekilde güncellemek bazen, oyundaki genellikle anlaşılamayan hatalar, tutarsızlıklar ve sürekli tekrarlayan monoton dövüşler nedeniyle uzun zaman alabiliyor.
Buna dövüş mü diyorsunuz?
Gothic
3’ün en zayıf bileşeni dövüş sistemi, özellikle de yakın dövüş. Önceki
sürümleri geliştirmek amacıyla, burası sadece fare hareketleriyle
sınırlandırılmış ve ilgili sağ ve sol fare tıklama kombinasyonları
farklı manevralar yapılabiliyor. Ancak bunlar oynarken yine de pek
kullanılmıyor, çünkü kısa süre sonra sadece sol fare tuşunu basılı
tutarak hemen hemen her dövüşü kazanabileceğinizin farkına
varıyorsunuz. İlk vuruşu yapan oyuncu genellikle üstünlüğü ele
geçiriyor ve arka arkaya yumruk atabiliyor, buna karşın karşısındakinin
eli armut topluyor, çok seyrek karşılık verme veya kaçma şansı elde
edebiliyor. Oyun yayınlandığından beri dört yama çıkarılmış olmasına
rağmen, dövüş sisteminin tümü hayal kırıklığı yaratıyor. Düşmanlar
genellikle salakça hareket ediyor ve pek kahraman olmaya niyetleri yok,
çünkü belirli bir konumdan hiç bir ek çaba harcamadan ok ve yay ile
bunları avlamak mümkün.
Kahramanın hareketleri biraz katı da olsa da, tamamen kötü değil. Ancak bir süre sonra monotonlaşan dövüşler gerçekten de sinir bozucu. Seviye arttıkça, rakipler daha becerikli olmuyorlar veya savunma teknikleri gelişmiyor, tek fark daha iyi silahlara sahip oluyorlar ve onları haklamak için sadece birkaç kez daha çok vurmak gerekiyor. Özellikle canavarlar siz üzerlerine kılıcınızı sallayıp durdukça sürekli olarak geriye doğru gidiyorlar, ancak siz geri çekildiğinizde saldırıyorlar. Daha güçlü olan rakiplerin zayıf olanlara oranla daha saldırgan olmalarını da beklememek gerek. İlk yumruğu atan normalde dövüşü kazanıyor ve kılıcıyla daha yukarıdaki bir konumdan dövüşen taraf genellikle avantajlı oluyor.
Kahramanın hareketleri biraz katı da olsa da, tamamen kötü değil. Ancak bir süre sonra monotonlaşan dövüşler gerçekten de sinir bozucu. Seviye arttıkça, rakipler daha becerikli olmuyorlar veya savunma teknikleri gelişmiyor, tek fark daha iyi silahlara sahip oluyorlar ve onları haklamak için sadece birkaç kez daha çok vurmak gerekiyor. Özellikle canavarlar siz üzerlerine kılıcınızı sallayıp durdukça sürekli olarak geriye doğru gidiyorlar, ancak siz geri çekildiğinizde saldırıyorlar. Daha güçlü olan rakiplerin zayıf olanlara oranla daha saldırgan olmalarını da beklememek gerek. İlk yumruğu atan normalde dövüşü kazanıyor ve kılıcıyla daha yukarıdaki bir konumdan dövüşen taraf genellikle avantajlı oluyor.
Sınırlı Alan
Gothic
3 vaat etmiş olduklarını yerine getirmek için çalışıyor ve belirli
ölçülerde bunu başarıyor. Oyuncu serbestçe hareket edebiliyor, oyununun
seyri doğrusal değil ve sorgulamalar ile görüşmeler oldukça iyi. Ülkeyi
bekleyen tehlike açık olsa da bunu gözle görmek pek mümkün değil.
Myrtana’nın yerlileri uyuşuk ve birbirinin aynısı bir görüntüye
sahipler ve eğer canınız sıkılır da iki oyun karakteri arasındaki
konuşmayı dinlemeye karar verirseniz, aslında hiç bir konuları
olmadığını ve konuştuklarının anlamsız olduğunu anlayacaksınız. Bazı
karakterler birbiriyle kaba bir şekilde konuşmaları, bağırış çağırış
içinde birbirlerine bir şeyler anlatmaya çalışmaları yine de eğlenceli
oluyor, ancak el, kol, yüz hareketlerinin ve kamera görüntü işlerinin
geliştirilmesi gerekiyor. Konuşmaların seyri, oyun karakterlerinin
oyuncuya karşı nasıl davranacakları konusunda belirleyici bir faktör.
Eğer birine hakaret ederseniz, genellikle bundan sonra sizinle artık
pek ilgilenmiyorlar. Kendilerini kışkırtmadan onlara bir iyilik
yaparsanız sizi nezaket ile ödüllendiriyorlar.
Görüş mesafesi çok sınırlı olsa da, Myrtana’nın arka plandaki manzarası çok güzel resmedilmiş. Birçok köy ve şehrin görüntüsü oldukça iyi ve uygun öğeler kullanılarak yaratılmış ve oyuna yakışan bir atmosfer elde edilmiş. Gündüz avlanmaya çıktığınızda, kovaladığınız av siz yaklaştıkça kaçıyor ve çıkan yamalardan biri sayesinde gece gerçekçi olmayan hareketler düzeltilmiş. Avladığınız avı ateşte kızartarak, avın iyileştirme güçlerini artırabiliyorsunuz ve bulduğunuz ya da ele geçirdiğiniz her eşyayı satabiliyor veya stokunuzda süresiz olarak saklayabiliyorsunuz. Bunda bir sınır yok, aynı anda sayısız adet eşya taşıyabilirsiniz. Toplanan bitkiler simya bilgileri kullanılarak iksire dönüştürülebiliyor ve eğer gerekli demircilik veya esnaflık yeteneklerine sahipseniz, silah, duruma göre değerli maden veya alet gibi malzemelere şekil verebiliyor veya bunları yüksek bir fiyatla satabiliyorsunuz.
Görüş mesafesi çok sınırlı olsa da, Myrtana’nın arka plandaki manzarası çok güzel resmedilmiş. Birçok köy ve şehrin görüntüsü oldukça iyi ve uygun öğeler kullanılarak yaratılmış ve oyuna yakışan bir atmosfer elde edilmiş. Gündüz avlanmaya çıktığınızda, kovaladığınız av siz yaklaştıkça kaçıyor ve çıkan yamalardan biri sayesinde gece gerçekçi olmayan hareketler düzeltilmiş. Avladığınız avı ateşte kızartarak, avın iyileştirme güçlerini artırabiliyorsunuz ve bulduğunuz ya da ele geçirdiğiniz her eşyayı satabiliyor veya stokunuzda süresiz olarak saklayabiliyorsunuz. Bunda bir sınır yok, aynı anda sayısız adet eşya taşıyabilirsiniz. Toplanan bitkiler simya bilgileri kullanılarak iksire dönüştürülebiliyor ve eğer gerekli demircilik veya esnaflık yeteneklerine sahipseniz, silah, duruma göre değerli maden veya alet gibi malzemelere şekil verebiliyor veya bunları yüksek bir fiyatla satabiliyorsunuz.
Takıldı kaldı bu
İlkel
dövüş sistemi, salak rakipleri, sayısız görsel hatalar, modası geçmiş
teknikleri ve birkaç başka zorluk çıkaran engeli olmasa Gothic 3 iyi
bir oyun olacakmış. Örneğin bir ağacın iki dalı arasına ok attığınızda
ok buradan geçmiyor, iki dalın arasındaki havada asılı kalıyor. Bu,
hedeflediğiniz rakibinizi sevindirebilir tabii ama sizi pek sevindirmez
orası kesin. Havada asılı kalan bu okları geri alabiliyorsunuz, bu da
tesellisi. Ama düşmanlara fırlatmış olduğunuz okları sonradan
toplamanız mümkün değil. Küfelerin ve taşların içinde biten otlar gibi
şeyler ve öldürdüğünüz yere yığılan rakipler kısmen nesnelerin içine
gömülüyorlar veya evlerin hayalet gibi içinden geçilebilen duvarlarının
içinden geçiyorlar; bu gibi hataların dört kez revize edilmiş bir
oyunda olmaması gerekiyor. Tam oyunun en heyecanlı yerindeyken, bu
küçük hataların birden gelip her şeyi mahvediyor. Gerçekten de çok
kötü, oysa oyun ne güzel şeyler vaat ediyordu.
Bunlar oyunda eninde sonunda öyle bir noktaya geliyor ki artık oynama isteğiniz kalmıyor. Yanan bir kılıcı veya bir dönüşüm sözcüğü gibi şeyler ele geçirmek bile artık bu isteksizliği düzeltemiyor. Tek başına oyunun hikayesi ve oyun dünyasında neler olup bittiğini ve sizi oynamaya heveslendirecek şeyleri öğrenme isteği, uzun bir süreç olsa dahi, oyun bunu sizin için pek de kolaylaştırmıyor.
Bunlar oyunda eninde sonunda öyle bir noktaya geliyor ki artık oynama isteğiniz kalmıyor. Yanan bir kılıcı veya bir dönüşüm sözcüğü gibi şeyler ele geçirmek bile artık bu isteksizliği düzeltemiyor. Tek başına oyunun hikayesi ve oyun dünyasında neler olup bittiğini ve sizi oynamaya heveslendirecek şeyleri öğrenme isteği, uzun bir süreç olsa dahi, oyun bunu sizin için pek de kolaylaştırmıyor.
EB
|
|
|
|---|
| Sonuç |
|---|
| Oyunun başlangıcında giriş bölümü olmamasına rağmen aksiyon için hevesle bekliyorsunuz. Hemen başta doğrudan sizi zorlayabilecek gibi görünen bir dövüşle karşı karşıya kalıyorsunuz, ancak bu sadece biraz heyecan yaratıyor. Gözlerinizin önünde hayal bile edemeyeceğiniz ve keşfedilmeye hazır bir dünya açılıyor; ancak bilgi eksikliği olmasa, bu maceranın içine dalacaksınız. Yerliler ile ve arkadaşlarınızla konuştuktan sonra artık oynamaya başlayabiliriniz, ancak bu zahmetli bir mücadele olacak. Bir grafik hatası, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen sıkıcı bir dövüş, birbirine benzeyen bir dizi mağara ve tüm bunlar kısa bir süre sonra oyundan sıkılmanıza ve oynama şevkinizin sönmesine neden oluyor. Birkaç ilgi çekici arama, komik diyaloglar ve oyun hikayesinde daha sonra ne olacağına yönelik merak da olmasa, oyunun bize sunacağı hiç özel bir şey yok. Gothic 3 bir göz atmaya değer, ancak çok iyi beklentilere kapılmayın ve bu oyundan asla yeni bir rol oyunu harikası olmasını beklemeyin. Çok yazık, çünkü bu oyunun, özellikle de önceki oyunları düşünürsek büyük bir potansiyeli vardı aslında. Bundan biraz daha fazlasını beklerdik açıkçası. Normal sürümün yanında ayrıca kumaştan yapılma bir harita, müzikleri, oyunun nasıl yapıldığı anlatan bir DVD, bir muska ve bir de resim kitabı içeren, tüm perakendeci mağazalarda aynı anda satışa sunulan bir de koleksiyoncu sürümü bulunuyor. |
| Infobox | ||||||
|---|---|---|---|---|---|---|
|
Ghost Recon: Advanced Warfighter 2
6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z
Ghost Recon: Advanced Warfighter 2
Rainbow
Six: Vegas’ın ardından, şimdi de Tom Clancy serisinden başka bir oyunu
inceliyoruz. GRAW 2 bir taktik shooter oyunu olarak
sınıflandırılabilir, ki bu oyunun iyi tanıdığımız önceki hali bir
hayran kitlesine sahipti. İlk başta XBOX 360 için geliştirilen diğer
oyunlardan farklı olarak, GRAW 2 portlu değil ve ilk sürümünde olduğu
gibi özel olarak PC’ler için geliştirilmiş. Sonuç, beceri ve sabır
isteyen, damardan bir taktik shooter oyunu.
Komşu ülkede terör
GRAW
2, birinci bölümün bıraktığı yerden başlıyor. Yine Meksikalı asiler,
paralı askerler ve elit savaşçıların tehdidi ile karşı karşıya
kalıyoruz. Asiler nükleer bir füzeyi ele geçirmiş bulunduklarından,
nükleer bir saldırıyı önlemek artık birinci önceliğimiz. Çalınan bu
füze ile bu tehlikeli teröristler ABD’deki önemli stratejik hedeflerin
tümünü vurabilecek bir durumdalar. Ghost timimiz ise burada da yine
kendini ateşe atmaya hazır. Oyunun hikayesi, şu veya bu şekilde önceden
duyduklarımızdan farklı değil. Görevimiz için Ghost lideri rolünü
seçtik, yani Yüzbaşı Mitchell. Kendisi aşırı görev bilinci ve gururu
nedeniyle, ne denli tehlikeli ve ümitsiz görünse de verilen emirlere
ters cevaplar vermiyor veya başkaldırmıyor. Dürüstlük ve iyilik
abidesi, modern zamanların kahramanı...
Yenilik nerede?
İlk
sürümü ile karşılaştırıldığında, GRAW 2’de pek bir değişiklik yok.
Tabii, bazı şarapnel parçacıkları efektleri düzeltilmiş, ancak birkaç
teknik tasarım değişikliği dışında baş üstü göstergesi aynı birinci
bölümdeki gibi kalmış. Baş üstü göstergesi, timimizin bir elemanı veya
bir pilotsuz uçak tarafından nişan alındığında, düşmanları önceden
algılamamızı sağlıyor ve daha sonra bir eşkenar dörtgen ile
işaretleniyor. Ne yazık ki, arkadaşımızın miğfer kamerası bize hala
sadece gridlock modunda görüntüleniyor (XBOX 360 sürümünün aksine),
bunu gerçekten açıklamak çok güç, bu bugünkü bilgisayarların
performansından kaynaklanıyor olamaz. Birinci bölümde iyi çalışan
kumandalar aynen kalmış. Rainbow Six: Vegas veya konsol sürümünde
olduğu gibi, duvarların veya cisimlerin arkasına siper alarak buradan
ateş etmek yerine, PC sürümünde siper aldığınız yerin arkasından sağa
veya sola doğru rahatça bakabiliyorsunuz. PC sürümünde, taktik unsurlar
ile hareket eksikliği (ki XBOX 360 sürümü bunu sağlıyor) giderilmeye
çalışılıyor, bu da oyunun zorluk derecesini yükseltiyor.
Emirler, Ghost’lara aynı önceki sürümde olduğu gibi verilebiliyor: Doğrudan veya kendi perspektifinizden veya yol gösterici sistemi kullanarak çok iyi bir yöneylem haritası ile. Timinize belirli bir bölgeyi kontrole almalarını, ilerlemelerini emredebilir veya onları farklı bir yere sevk edebilirsiniz. Ancak ne yazık ki, arkadaşlarınızın yön duygusu biraz yetersiz, genellikle bir yerde takılıp kalıyor, ancak kısa bir süre sonra hedefe doğru yollarını bulmayı becerebiliyorlar.
Emirler, Ghost’lara aynı önceki sürümde olduğu gibi verilebiliyor: Doğrudan veya kendi perspektifinizden veya yol gösterici sistemi kullanarak çok iyi bir yöneylem haritası ile. Timinize belirli bir bölgeyi kontrole almalarını, ilerlemelerini emredebilir veya onları farklı bir yere sevk edebilirsiniz. Ancak ne yazık ki, arkadaşlarınızın yön duygusu biraz yetersiz, genellikle bir yerde takılıp kalıyor, ancak kısa bir süre sonra hedefe doğru yollarını bulmayı becerebiliyorlar.
Zor oyun
Oyunu
bir kaç dakika sonra oynadıktan, bir gerçek ortaya çıkıyor: GRAW 2
gerçekten de zor bir oyun. Oyun en kolay seviyesinde bile, nispeten
deneyimli oyuncuları bile zorlayacak nitelikte. Eğer hemen ortalığa
atılmaya eğiliminiz varsa, çok kısa bir süre içinde sanal ölüm ile
tanışabilirsiniz. Zorluk ve strateji açılarından, GRAW 2 resmen ortaya
yeni standartlar koyuyor. Düşmanların cirit attığı bir bölgede, önceden
durup gözcülük yapmadan 20 metre dahi ilerlemeniz mümkün değil. Yüzbaşı
Mitchell’in yaralanmasına izin verilmemeli, çünkü kendini tedavi etmeye
veya birden çok kurşun yarasına dayanma kabiliyeti yok.
Yani, yaşam grafiğinizin seviyesini korumak istiyorsanız akıllıca davranmanız gerekiyor. Hızlı kaydetme fonksiyonunu kullanmanız önerilir, çünkü eğer bunu yapmazsanız kendinizi sık sık, oyunun başlangıcında veya eğer bu kadar ilerleyebilmişseniz son kontrol noktasında bulabilirsiniz. Yine de tuhaf bir şekilde, hızlı kaydetme fonksiyonu oyunun bazı noktalarında çalışmıyor.
Yani, yaşam grafiğinizin seviyesini korumak istiyorsanız akıllıca davranmanız gerekiyor. Hızlı kaydetme fonksiyonunu kullanmanız önerilir, çünkü eğer bunu yapmazsanız kendinizi sık sık, oyunun başlangıcında veya eğer bu kadar ilerleyebilmişseniz son kontrol noktasında bulabilirsiniz. Yine de tuhaf bir şekilde, hızlı kaydetme fonksiyonu oyunun bazı noktalarında çalışmıyor.
İşin özü
Yüksek
zorluk derecesine rağmen, biraz saf görünen tim arkadaşları ve pek adil
olmayan bazı durumlar dışında, GRAW 2 yine de zevkli bir oyun. Oyunda,
bir özel harekat timi ile savaşmanın nasıl olacağına dair gerçeklik
hissini çok iyi veriyor; burada hareketler savaş animasyonları, telsiz
mesajları ile geniş ve dönemeçli alanlar temel bir öneme sahip.
Helikopter sizi çoğu zaman direnişçilerin kaynadığı bir bölgeye
bırakıyor ve görevinizi gerçekleştirmek üzere verilen hedefe ulaşmak
için, keskin sezgilere ve dikkatli gözlere ihtiyacınız oluyor. Yüzbaşı
Mitchell ve timindeki Ghost’lar dönemeçli ara sokaklardan, terk edilmiş
otobüs ve otomobillerin yanından veya sanayi bölgelerinden geçerken
yavaş ve dikkatli bir şekilde ilerlemek zorundalar; bu biraz saçma
görünse de, aslında kısmen özel olarak PC’ler için tasarlanmış olan
seviyeler birbiriyle tutarlı.
Görevler daima, üç tim elemanı ile başlıyor ve genellikle Meksikalı vatanseverler, deniz piyadeleri, tanklar, hava bombardımanı ve topçu ateşi size destek veriyor. Buna, size belirli bölgenin kuşbakışı görüntüsünü sunan pilotsuz uçaklar da dahil. Ghost’ların her biri ayrı ayrı manevra ve kumanda edilebiliyor ancak ek birimlerin hepsi bir bütün olarak harekete ediyorlar. Ghost’lar veya deniz piyadeleri, tüm destek birlikleri, güçlü desteklerini size hissettirmekten çok koruma hissi uyandırıyorlar. Sıklıkla, “Yüzbaşım yoğun ateş altındayız” şeklinde telsiz mesajı duyuluyor, ki bu durumda, o anda bize en yakın olan Ghost’a, kuşatılan arkadaşlarına destek ateşi sağlaması için emir vermemiz ve diğer yandan da düşmana kanatlardan saldırmayı deneyerek arkadaşlarımızı ateş hattından çıkarmamız gerekiyor.
Görevler daima, üç tim elemanı ile başlıyor ve genellikle Meksikalı vatanseverler, deniz piyadeleri, tanklar, hava bombardımanı ve topçu ateşi size destek veriyor. Buna, size belirli bölgenin kuşbakışı görüntüsünü sunan pilotsuz uçaklar da dahil. Ghost’ların her biri ayrı ayrı manevra ve kumanda edilebiliyor ancak ek birimlerin hepsi bir bütün olarak harekete ediyorlar. Ghost’lar veya deniz piyadeleri, tüm destek birlikleri, güçlü desteklerini size hissettirmekten çok koruma hissi uyandırıyorlar. Sıklıkla, “Yüzbaşım yoğun ateş altındayız” şeklinde telsiz mesajı duyuluyor, ki bu durumda, o anda bize en yakın olan Ghost’a, kuşatılan arkadaşlarına destek ateşi sağlaması için emir vermemiz ve diğer yandan da düşmana kanatlardan saldırmayı deneyerek arkadaşlarımızı ateş hattından çıkarmamız gerekiyor.
(Na) hoş sürpriz
Farklı
birçok görev sırasında, ekranın sağ üst köşesinde bulunan küçük bir
arayüz, hızlanmanız için sizi mevcut durum hakkında uyarıyor. Bu, oyun
atmosferi inanılır ve tutarlı kılıyor, ancak özellikle her yerden mermi
yağarken, bizi sıkıştırarak “kıçınızı kaldırın biraz” şeklinde uyarması
“genel anlamda” sinir bozucu olabilir. Sıklıkla beklenmeyen durumlarla
karşı karşıya kaldığınızdan (kurtarma helikopterlerine ateş açılması
veya makineli silahlar ile donatılmış bir grup gözüpek savaşçıyı
taşıyan jiplerle karşılaşılması gibi), eski usul askeri fırçalar sizin
için hiç de gerekli değil. Oyunun sonunda sizi cesaretinizden dolayı
övse de, arayüzde beliren yüz, belki de hepsinden de kötü.
Bazen şansınız yaver gidiyor ve size dolu bir şarjör ve sizi kurtarabilecek bir roket veriliyor veya kendinizi daha iyi savunabileceğiniz bir konuma transfer ediliyorsunuz; ancak bu noktada oyun boğucu bir hal alıyor. Bu gibi beklenmeyen durumlar özellikle cesaret kırıcı olabiliyor, fakat diğer yandan da oyunun gerilim ve heyecanına katkıda bulunabiliyorlar. Yani size ölü silahlı rakiplerinizin seviyesini düşürmekten ya da son kontrol noktasını/kaydedilmiş oyunu geri yüklemekten ve son kez kullandığınız rokete sıkı sıkıya sarılmaktan veya böyle bir silaha sahip olan arkadaşlarınızdan birini sizin seviyenize getirmekten başka bir seçeneğiniz kalmıyor. Zor bir seviyeyi tamamlamış olmanın verdiği haz ise muhteşem doğrusu.
Bazen şansınız yaver gidiyor ve size dolu bir şarjör ve sizi kurtarabilecek bir roket veriliyor veya kendinizi daha iyi savunabileceğiniz bir konuma transfer ediliyorsunuz; ancak bu noktada oyun boğucu bir hal alıyor. Bu gibi beklenmeyen durumlar özellikle cesaret kırıcı olabiliyor, fakat diğer yandan da oyunun gerilim ve heyecanına katkıda bulunabiliyorlar. Yani size ölü silahlı rakiplerinizin seviyesini düşürmekten ya da son kontrol noktasını/kaydedilmiş oyunu geri yüklemekten ve son kez kullandığınız rokete sıkı sıkıya sarılmaktan veya böyle bir silaha sahip olan arkadaşlarınızdan birini sizin seviyenize getirmekten başka bir seçeneğiniz kalmıyor. Zor bir seviyeyi tamamlamış olmanın verdiği haz ise muhteşem doğrusu.
Boş şarjör ve mermi manyağı asiler
GRAW
2’deki silahların cephaneleri çok yönlü. Silahların çoğu üzerinde
oynama yapmak ve başka bir formda yeniden şekillendirmek mümkün, bu
örneğin bir dürbün veya özel bir kabza eklemek olabilir; farklı
modellerde silahları seyretmek oldukça hoş. Belirli bir görev için
yapılacak silah seçimi çok önemli ve bunu her zaman kişisel
tercihlerinize göre yapmamakta fayda var. Görüş menzilinin arttığı
yüksek seviyelerde bir sniper tüfeği taşımanız önerilirken, dönemeçli
ara sokaklarda suikast tüfeği veya makineli tüfek kullanmak gerekiyor.
Diğerini birinci silahın yanında, ikinci bir silah olarak
alabilirsiniz. Tabii yanınızda, tabancanın yanı sıra tercihe bağlı
olarak roketatarlar, el bombaları veya patlayıcılar daima olmalı.
Silahları kullanması çok zevkli ancak silahı erkenden doldurmuş olmanız
nedeniyle, şarjörün yarısının harcanmış olması - bu gerçekçi gözükse de
- pek de zevkli değil...
Rakiplerinizin bir dizi uzun menzilli silahları bulunuyor ve bazen silahınızı hakladığınız bir rakibinizin silahı ile değiştirmek akıllıca olabiliyor. Teröristler, Yüzbaşı Mitchell veya Ghost’larından birini gördüklerini anda ateş açmaya başlıyorlar.Bu durumda deli dana gibi koşuşturmak da işinize pek yaramayacaktır çünkü beklenmeyen bir şekilde sabit bir makineli tüfek ile karşılaşmanız halinde ölümünüz çok kısa süre içinde oluyor. Rakiplerinizin tepkileri her zaman gerçekçi veya akıllıca olmuyor, bombardımanınız altındaki bir birlikte örneğin hiç endişeye kapılmadan sıralarının gelmesini bekliyorlar. Ancak bir asi grubu ile tebelleş olduktan sonra oyunun zorluk derecesini daha iyi anlıyorsunuz, çünkü havada mermilerin geçmediği iğne deliği kadar yer bile kalmıyor.
Rakiplerinizin bir dizi uzun menzilli silahları bulunuyor ve bazen silahınızı hakladığınız bir rakibinizin silahı ile değiştirmek akıllıca olabiliyor. Teröristler, Yüzbaşı Mitchell veya Ghost’larından birini gördüklerini anda ateş açmaya başlıyorlar.Bu durumda deli dana gibi koşuşturmak da işinize pek yaramayacaktır çünkü beklenmeyen bir şekilde sabit bir makineli tüfek ile karşılaşmanız halinde ölümünüz çok kısa süre içinde oluyor. Rakiplerinizin tepkileri her zaman gerçekçi veya akıllıca olmuyor, bombardımanınız altındaki bir birlikte örneğin hiç endişeye kapılmadan sıralarının gelmesini bekliyorlar. Ancak bir asi grubu ile tebelleş olduktan sonra oyunun zorluk derecesini daha iyi anlıyorsunuz, çünkü havada mermilerin geçmediği iğne deliği kadar yer bile kalmıyor.
Çok Oyuncu Modu
Doğal
olarak GRAW 2’nin çok oyunculu bir kısmı da bulunuyor, burada savaş
görevini seçerken alıştığımız ölüm maçı ve tim ölüm maçı gibi modlar da
mevcut. Bunlara ilaveten, burada haritanın ortasında pozisyon alarak
puan kazanabileceğiniz bir savunmaz pozisyonu ve Ghost’ların asilere
karşı bir mevkiyi savundukları ve girmesini önledikleri bir kuşatma
alanı da sunuluyor. Ayrıca, farklı seviyelerde çok oyunculu bir
işbirliği modu da oynanabiliyor. Son olarak, oyunda “Recon vs. Assault”
adında yeni bir mod daha yer alıyor, burada asiler Ghost’ların
hakkından gelmeye çalışırken, Ghost’lar uçaksavar silahlarını imha
etmek zorundalar.
Grafikler ve Sesler
Oyun
dünyasının geneli biraz tekdüze görünse de, GRAW 2’nin grafikleri
gösterişli. Her şey biraz donuk görünüyor, fondaki renklerin farklılık
gösterdiği bölümler neredeyse hiç yok gibi. Çevre ve karakterlerin
modellemesi güzel yapılmış, özellikle de patlamalar ve silahlı
çatışmalar hayranlık uyandırıcı efektlere sahip.
GRAW 2 ses alanında da oldukça iyi. Siper almış asilerin haykırışları veya tim elemanlarından alınan telsiz mesajları uyumlu ve fazlasıyla gerçekçi hisler uyandırıyor. Yaklaşan helikopterlerin ve geçen tankların paletlerinin çıkardığı sesler de iyi. Çok muhteşem olmasalar da, bazı yerlerde donuk çıksalar da silahların ses efektleri de yerinde. Ağır askeri teçhizat (toplar veya el bombası atan araçlar) oldukça gerçekçi.
GRAW 2 ses alanında da oldukça iyi. Siper almış asilerin haykırışları veya tim elemanlarından alınan telsiz mesajları uyumlu ve fazlasıyla gerçekçi hisler uyandırıyor. Yaklaşan helikopterlerin ve geçen tankların paletlerinin çıkardığı sesler de iyi. Çok muhteşem olmasalar da, bazı yerlerde donuk çıksalar da silahların ses efektleri de yerinde. Ağır askeri teçhizat (toplar veya el bombası atan araçlar) oldukça gerçekçi.
EB
|
|
|
|---|
| Sonuç |
|---|
| Genel anlamda GRAW 2 oldukça etkileyici. Yüksek zorluk derecesi insanın havasını biraz alsa da, oyun genellikle çok eğlenceli. Seviye atlama başarısı insanı mutlu ediyor, çünkü bir görevi başarıyla bitirmek başka şekilde imkansız gibi. Şevk ve enerji ile bir sonraki göreve atıldığınızda, kendinizi rakipler alarm konumdayken, canınızı kurtarmak için savaşırken bulmak, sizi ayıltıyor. Bu oyun her şeyi görerek deli gibi ateş etmeyi sevenler için kesinlikle tavsiye edilmez, ama taktik oyunlardan hoşlananlar ve dikkatini yoğunlaştırmayı sevenler için zevkli bir oyun. Yüksek zorluk derecesi birçok kişi için rahatsız edici olabilir ancak eşsiz bir mücadele ederek kendini gösterme zevki sunuyor. Tüm bunların yanı sıra oyun, bir piyade komando rolüne geçerek, bunların deneyimlerini tüm gerçekliği ve gerilimi ile birlikte heyecanlı bir şekilde yaşama olanağı sunuyor Eğer GRAW 2’yi tamamlamayı başarırsanız, gerçekten kendinizi tebrik etmeyi hak ettiniz demektir. |
| Infobox | ||||||
|---|---|---|---|---|---|---|
|
Gears of War
6/3/2008 · Kategori: Reviews A-Z
Gears of War
Yaralı
yüzlü iri yarı adam, sakin bir şekilde bir sandığın arkasına siper
almış. Kurşunlar havada uçuşuyor. Koruyucu kalkanının arkasından beri
rastgele ateş ediyor. Saldıran iki rakip vuruluyor ve yere
kapaklanıyorlar. Tüfekçi bana göz kırparak, (kurşun dolu) havanın temiz
olduğunu işaret ediyor. Saklandığım yerden, Locustların geldiği yöne
doğru bir hamle yapıyorum. Hiçbiri kalmamış. Ama adam çok soğukkanlı.
Bana özel röportaj vereceğine söz vermişti. Ama Marcus Fenix gibi bir
çetin cevizle yapılacak “özel” bir röportajın planlanandan biraz daha
farklı gideceğini tahmin etmeliydim. Onun için özel, doğrudan savaş
alanından anlamına geliyor. Muharebenin ortasından...
AcemiOyuncu: Merhaba Marcus, okurlarımıza biraz kendinden bahsetsene.
Marcus Fenix: Bilmeyenler için, adım Marcus Fenix. Çoğunuz beni zaten tanıyordur. Aşağı yukarı bir yıl önce, ekip arkadaşım Dom (Dominic Santiago) ile birlikte Xbox 360 üzerinde Sera Gezegenini iğrenç Locustlardan temizledik. Çok başarılı olduk!
Marcus Fenix: Bilmeyenler için, adım Marcus Fenix. Çoğunuz beni zaten tanıyordur. Aşağı yukarı bir yıl önce, ekip arkadaşım Dom (Dominic Santiago) ile birlikte Xbox 360 üzerinde Sera Gezegenini iğrenç Locustlardan temizledik. Çok başarılı olduk!
AO:
Şimdi Epic seni bir kez daha savaşa gönderdi, Marcus. Bu kez başka bir
platformda, PC’de. Xbox’ın kontrolleri gerçekten çok sezgiseldi. Bir
yerde siper al, sonra onun arkasından ateş aç. Her şey mümkün olan en
iyi şekilde aktarıldı. Senin uyum sağlaman kolay mı yoksa zor mu oldu?
MF: Kesinlikle hayır... EĞİL!!!
Fenix beni yere itiyor ve ön tarafa üç salvo atışı yapıyor. İki saldırgan Locust daha toprağı öpüyor. Marcus büyük bir beceriyle hızlıca silahlarını yeniden dolduruyor. Boş gözlerle baktığımı fark ediyor.
MF: Yakında bunun gibi daha fazla ateş gücüm olacak, dostum. Öyle aptal aptal bakma. Az önce de gördüğün gibi, hiç sorun değil. Hatta savaşmak genel olarak biraz daha kolay. Önceden de bu lanet olası Locustlar çok zeki değildi. Bu yeni kontroller sayesinde, bu iğrenç yaratıkları öteki dünyaya, hatta daha iyisi, “geldikleri yere” yollamak daha da kolay. (Kahkaha sesi duyuluyor). Ama yine de her savaş ayrı bir mücadele.
MF: Kesinlikle hayır... EĞİL!!!
Fenix beni yere itiyor ve ön tarafa üç salvo atışı yapıyor. İki saldırgan Locust daha toprağı öpüyor. Marcus büyük bir beceriyle hızlıca silahlarını yeniden dolduruyor. Boş gözlerle baktığımı fark ediyor.
MF: Yakında bunun gibi daha fazla ateş gücüm olacak, dostum. Öyle aptal aptal bakma. Az önce de gördüğün gibi, hiç sorun değil. Hatta savaşmak genel olarak biraz daha kolay. Önceden de bu lanet olası Locustlar çok zeki değildi. Bu yeni kontroller sayesinde, bu iğrenç yaratıkları öteki dünyaya, hatta daha iyisi, “geldikleri yere” yollamak daha da kolay. (Kahkaha sesi duyuluyor). Ama yine de her savaş ayrı bir mücadele.
RG: Bu maceranın Xbox 360'ta olduğundan bile daha uzun olduğunu duydum. Nasıl oluyor?
MF: Oyun geliştiriciler hikayeyi ilerletti. Xbox'ta benimle birlikte savaşa gittiyseniz, sonunun açık bırakıldığını zaten bilirsiniz. Epic bu açık ucu aldı ve hikayeyi beş yeni bölümle devam ettirdi.
MF: Oyun geliştiriciler hikayeyi ilerletti. Xbox'ta benimle birlikte savaşa gittiyseniz, sonunun açık bırakıldığını zaten bilirsiniz. Epic bu açık ucu aldı ve hikayeyi beş yeni bölümle devam ettirdi.
RG: Yani Xbox versiyonunun uzmanlarının Gears of War’ı bir kez daha oynamasına değer mi?
MF: Hikayenin nasıl devam ettiğini bilmek istiyorsanız, evet.
MF: Hikayenin nasıl devam ettiğini bilmek istiyorsanız, evet.
Fenix
gözünü bile kırpmadan başının üzerinden bir el bombası fırlatıyor.
Kulakları sağır eden patlama ve ardından yağmur gibi yağan korkunç
Locust vücut parçaları Koca Adamı hiç etkilemiyor. Gerçekten serinkanlı
bir adam. Biraz ketum ama, serinkanlı.
MF: Kes titremeyi! Bitirelim şu röportajı. İşlerim var.
RG: Beş yeni savaş alanı Xbox 360’ta bulunanlardan farklı mı?
MF: Biraz. Biraz daha kapsamlı diyebiliriz. Ama yapı aşağı yukarı aynı kaldı.
RG: Tek değişiklikler bunlar mı?
MF: Hayır. Epic bize kurşun yağdıracağımız yeni bir boss savaşı verdi. Dom ile ben şimdi Xbox versiyonundaki geçiş sekanslarında bir ara görünüp kaybolan yaratıkları vuruyoruz. Ayrıca, görsel olarak çok gösterişliler. Son teknolojiye sahip bir makineniz varsa, Windows için Gears of War çok daha iyi çalışacaktır.
MF: Biraz. Biraz daha kapsamlı diyebiliriz. Ama yapı aşağı yukarı aynı kaldı.
RG: Tek değişiklikler bunlar mı?
MF: Hayır. Epic bize kurşun yağdıracağımız yeni bir boss savaşı verdi. Dom ile ben şimdi Xbox versiyonundaki geçiş sekanslarında bir ara görünüp kaybolan yaratıkları vuruyoruz. Ayrıca, görsel olarak çok gösterişliler. Son teknolojiye sahip bir makineniz varsa, Windows için Gears of War çok daha iyi çalışacaktır.
RG: Gears of War’ın uzun soluklu oluşu olağanüstü çoklu oyuncu moduna dayanıyor. Bu aynı şekilde PC’ye yansıtıldı mı?
MF: Evet. Ama üç yeni haritayla ve yeni modlarla birlikte. Ama bu sadece Microsoft’tan Live Service üzerinden çalışıyor, şeyle… Publu... Pulbi... – of ya, şu aptal isimlerin canı cehenneme.
MF: Evet. Ama üç yeni haritayla ve yeni modlarla birlikte. Ama bu sadece Microsoft’tan Live Service üzerinden çalışıyor, şeyle… Publu... Pulbi... – of ya, şu aptal isimlerin canı cehenneme.
RG: Benimle konuştuğun için teşekkürler, Marcus. Sana başarılar diliyorum.
MF: Peki... defol git buradan. Bu senin savaşın değil.
MF: Peki... defol git buradan. Bu senin savaşın değil.
Arkaya
çekilirken hala Marcus’u silah arkadaşlarıyla birlikte ilerlerken
seyredebiliyorum. Köşeyi dönüp kendisine doğru gelen bir Locust’u
elektrikli testereyle ikiye ayırıyor. Son bir “İleri!” komutuyla
askerler gözden kayboluyor.
MS
| Sonuç |
|---|
| Windows için Gears of War muhteşem bir oyun. Bence, atmosfer ve oyun akışı Xbox 360’tan daha iyi ve beş ilave bölüm verdiğiniz her kuruşa değiyor. Ama Xbox 360 versiyonu sizde varsa, sadece hikayenin devamını öğrenmek istiyorsanız ya da biraz daha fazla aksiyon istiyorsanız almaya değer. Gears of War’ı yaşayan aksiyon hayranları zaten her halükarda öyle yapmalı. |
| Infobox | ||||||
|---|---|---|---|---|---|---|
|